13 Ekim 2009 Salı
Mesleki Eğitim veren Kurum Linkleri
http://www.bogaziciegitim.com.tr
Ekim ayı eğitimleri
9-10-11 Ekim
Program Yürütücüleri : Sosyal Güvenlik Uzmanlığı Sertifika Programı
Yaşar KABATAŞ, Yrd. Doç. Dr.
16-17-18 Ekim
Program Yürütücüleri : Ar-Ge, İnovasyon ve Teknoloji Yönetimi - Uzmanlık Sertifika Programı
İbrahim COŞKUN, End. Yük. Müh.
21-22-23-24-25 Ekim
Program Yürütücüleri : Eğitim Uzmanlığı Programı – Eğitim Yönetimi Okulu ©
Zafer ERKOÇ
21-22-23-24-25 Ekim
Program Yürütücüleri : İnsan Kaynakları Yönetimi Uzmanlığı Sertifika Programı
Ahmet SELAMOĞLU, Prof. Dr. / Gözde YILMAZ, Yrd. Doç. Dr. / İrfan GÜLTAŞ / Sayım YORGUN, Yrd. Doç. Dr. / Aşkın KESER, Yrd. Doç. Dr.
21-22-23-24-25 Ekim
Program Yürütücüleri : Finans Yönetimi Uzmanlığı Sertifika Programı
Şevket SAYILGAN,
http://www.bilgeadam.com/http://www.meslekiyeterlilik.com/
UTİKAD eğitim yayınlarına bir yenisini ekliyor.
Doç. Dr. Murat ERDAL, Aydın GÜVENLER ve Kosta SANDALCI’nın bir araya gelerek hazırladığı “Uluslararası Demiryolu Eşya Taşımacılığı” başlıklı kitap Ekim ayında eğitim dünyası ve sektörle buluşuyor.
Kitap demiryolu lojistik yöneticisinin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak hazırlandı. Demiryolu taşımacılığına gönül veren sektör uzmanlarının akademik işbirliği ile oluşturdukları çalışma oldukça kapsamlı. Uluslararası taşıma ve lojistik faaliyetlerde bulunan işletmelerin demiryolu operasyonlarında kullandıkları geçerli bilgi ve belgelere kitap içerisinde geniş bir şekilde yer verildi.
İçindekiler Bölümü için tıklayınız.
Geleceği belirleyen bugün yaptıklarımızdır. GANDHI
LOJİSTİK SEKTÖRÜNDE SERTİFİKALI YÖNETİCİ OLABİLME FIRSATI !
ÜDY-ODY Denetimleri 30.09.2009’ da Başlıyor!
Sektörde İhtiyaç Duyulan Kişi Neden Siz Olmayasınız?
Ulaştırma Bakanlığından onaylı sektörün en geçerli sertifikasına sahip olabilmek için en az lise mezunu olmanız eğitimlerimize katılabilmeniz için yeterlidir! Sahip olacağınız ÜDY3 Belgesi size kariyer fırsatı sağlarken, iş yerinizin cezai duruma düşmemesini sağlayacaktır. Ulaştırma Bakanlığı'ndan Onaylı ve Zorunlu bir belgedir!
Eğitime Kimler Katılmalı?
Taşımacılık ve Lojistik sektöründe faaliyet gösteren firma sahipleri, ortakları, üst düzey yöneticiler ile bu sektörde kariyer elde etmeyi düşünen ve Müşteri Temsilciliği, Pazarlama veya Operasyon servislerinde görevlendirilen en az lise mezunu her çalışanın katılması gerekmektedir. Eğitimlerimize Üniversite öğrencileri, sektör dışında çalışıp sektöre ilgi duyan ve ÜDY-3 Belgesinin önemini kavrayan katılımcılarımız olmuştur ve olmaya devam etmektedir. ÜDY-3 Belgesinin, Ulaştırma Bakanlığından onaylı sektörün en geçerli sertifikası olma özelliği, size kariyer fırsatı sağlarken, iş yeriniz için denetimlerde cezai duruma düşmemelerini sağlayacaktır. Sektörde ihtiyaç duyulan kişi neden siz olmayasınız?
ÜDY - 3 BELGESİ EĞİTİMİ
Eğitim İçeriği:
Ulaştırma Mevzuatı
Sektöre Giriş Kriterleri ve Mesleki Yeterlilik
Gümrük, TIR, Kaçakçılık Mevzuatı
CMR, Sigorta ve Sorumluluklar
Uluslararası Konvansiyonlar
Başlıca Uluslararası Kurum ve Kuruluşlar
Finans, Maliyet Hesaplama
Güzergahlar, Geçiş Belgeleri, UBAK
ADR, AETR, Trafik Güvenliği
Dış Ticaret Mevzuatı ve Teslim Şekilleri
Ulusal Mevzuatın Taşımacılığa İlişkin Hükümleri
Davranış, İnsan Kaynakları, Yönetim
İdari Yönetim Konuları
Pazar Piyasa Şartları
Deneme Sınavları
Eğitim Tarihi : 24 Ekim 2009 – 20 Aralık 2009
Eğitim Son Kayıt Tarihi : 15 Ekim 2009
Süre : 130 Saat
Eğitim Günleri: C.tesi–Pazar Saat 10:00-18:00 arası.
Eğitim Yeri: TUGEM Eğitim Merkezi – Maltepe
Eğitim Ücreti: 890 TL + KDV ( Akbank kredi kartlarına peşin fiyatına 5 taksit imkanı)
TUGEM Eğitim Merkezi
http://www.tugem.com.tr egitim@tugem.com.tr
Tel: 0216 352 70 60 Faks: 0216 352 15 59
Girne Mah. Atatürk Cad. Aydoğdu İş Merkezi No:1 K:2 Maltepe- İstanbul
http://www.rdbe.com.tr/
Ekim ayı eğitimleri
9-10-11 Ekim
Program Yürütücüleri : Sosyal Güvenlik Uzmanlığı Sertifika Programı
Yaşar KABATAŞ, Yrd. Doç. Dr.
16-17-18 Ekim
Program Yürütücüleri : Ar-Ge, İnovasyon ve Teknoloji Yönetimi - Uzmanlık Sertifika Programı
İbrahim COŞKUN, End. Yük. Müh.
21-22-23-24-25 Ekim
Program Yürütücüleri : Eğitim Uzmanlığı Programı – Eğitim Yönetimi Okulu ©
Zafer ERKOÇ
21-22-23-24-25 Ekim
Program Yürütücüleri : İnsan Kaynakları Yönetimi Uzmanlığı Sertifika Programı
Ahmet SELAMOĞLU, Prof. Dr. / Gözde YILMAZ, Yrd. Doç. Dr. / İrfan GÜLTAŞ / Sayım YORGUN, Yrd. Doç. Dr. / Aşkın KESER, Yrd. Doç. Dr.
21-22-23-24-25 Ekim
Program Yürütücüleri : Finans Yönetimi Uzmanlığı Sertifika Programı
Şevket SAYILGAN,
http://www.bilgeadam.com/http://www.meslekiyeterlilik.com/
UTİKAD eğitim yayınlarına bir yenisini ekliyor.
Doç. Dr. Murat ERDAL, Aydın GÜVENLER ve Kosta SANDALCI’nın bir araya gelerek hazırladığı “Uluslararası Demiryolu Eşya Taşımacılığı” başlıklı kitap Ekim ayında eğitim dünyası ve sektörle buluşuyor.
Kitap demiryolu lojistik yöneticisinin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak hazırlandı. Demiryolu taşımacılığına gönül veren sektör uzmanlarının akademik işbirliği ile oluşturdukları çalışma oldukça kapsamlı. Uluslararası taşıma ve lojistik faaliyetlerde bulunan işletmelerin demiryolu operasyonlarında kullandıkları geçerli bilgi ve belgelere kitap içerisinde geniş bir şekilde yer verildi.
İçindekiler Bölümü için tıklayınız.
Geleceği belirleyen bugün yaptıklarımızdır. GANDHI
LOJİSTİK SEKTÖRÜNDE SERTİFİKALI YÖNETİCİ OLABİLME FIRSATI !
ÜDY-ODY Denetimleri 30.09.2009’ da Başlıyor!
Sektörde İhtiyaç Duyulan Kişi Neden Siz Olmayasınız?
Ulaştırma Bakanlığından onaylı sektörün en geçerli sertifikasına sahip olabilmek için en az lise mezunu olmanız eğitimlerimize katılabilmeniz için yeterlidir! Sahip olacağınız ÜDY3 Belgesi size kariyer fırsatı sağlarken, iş yerinizin cezai duruma düşmemesini sağlayacaktır. Ulaştırma Bakanlığı'ndan Onaylı ve Zorunlu bir belgedir!
Eğitime Kimler Katılmalı?
Taşımacılık ve Lojistik sektöründe faaliyet gösteren firma sahipleri, ortakları, üst düzey yöneticiler ile bu sektörde kariyer elde etmeyi düşünen ve Müşteri Temsilciliği, Pazarlama veya Operasyon servislerinde görevlendirilen en az lise mezunu her çalışanın katılması gerekmektedir. Eğitimlerimize Üniversite öğrencileri, sektör dışında çalışıp sektöre ilgi duyan ve ÜDY-3 Belgesinin önemini kavrayan katılımcılarımız olmuştur ve olmaya devam etmektedir. ÜDY-3 Belgesinin, Ulaştırma Bakanlığından onaylı sektörün en geçerli sertifikası olma özelliği, size kariyer fırsatı sağlarken, iş yeriniz için denetimlerde cezai duruma düşmemelerini sağlayacaktır. Sektörde ihtiyaç duyulan kişi neden siz olmayasınız?
ÜDY - 3 BELGESİ EĞİTİMİ
Eğitim İçeriği:
Ulaştırma Mevzuatı
Sektöre Giriş Kriterleri ve Mesleki Yeterlilik
Gümrük, TIR, Kaçakçılık Mevzuatı
CMR, Sigorta ve Sorumluluklar
Uluslararası Konvansiyonlar
Başlıca Uluslararası Kurum ve Kuruluşlar
Finans, Maliyet Hesaplama
Güzergahlar, Geçiş Belgeleri, UBAK
ADR, AETR, Trafik Güvenliği
Dış Ticaret Mevzuatı ve Teslim Şekilleri
Ulusal Mevzuatın Taşımacılığa İlişkin Hükümleri
Davranış, İnsan Kaynakları, Yönetim
İdari Yönetim Konuları
Pazar Piyasa Şartları
Deneme Sınavları
Eğitim Tarihi : 24 Ekim 2009 – 20 Aralık 2009
Eğitim Son Kayıt Tarihi : 15 Ekim 2009
Süre : 130 Saat
Eğitim Günleri: C.tesi–Pazar Saat 10:00-18:00 arası.
Eğitim Yeri: TUGEM Eğitim Merkezi – Maltepe
Eğitim Ücreti: 890 TL + KDV ( Akbank kredi kartlarına peşin fiyatına 5 taksit imkanı)
TUGEM Eğitim Merkezi
http://www.tugem.com.tr egitim@tugem.com.tr
Tel: 0216 352 70 60 Faks: 0216 352 15 59
Girne Mah. Atatürk Cad. Aydoğdu İş Merkezi No:1 K:2 Maltepe- İstanbul
http://www.rdbe.com.tr/
10 Ekim 2009 Cumartesi
İŞ GÖRÜŞMESİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

İŞ GÖRÜŞMESİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Bütün adaylar için stresli bir süreç olan mülakat süreci aslında iyi hazırlanıldığı takdirde çok rahat ve pozitif atlatılacak bir süreçtir.
İş hayatına girmeye hazırlanıyorsunuz, ilk ya da ikinci iş görüşmeniz, çok heyecanlısınız ve ne gibi sorularla karşılaşacağınız konusunda hiçbir fikriniz yok. Öncelikle rahatlayın! Görüşeceğiniz firma sizin yeni iş hayatına atıldığınızı biliyor ve sizden iş deneyimi beklemiyor. Sadece kendinizden emin olmanız ve başvurduğunuz pozisyonun gereklerini yapabileceğinizi göstermeniz gerekiyor. Ve muhakkak mülakata giderken kendinizi rahat hissedebileceğiniz ancak şık ve resmi bir kıyafet giyin. Bu mülakata verdiğiniz önemi ve iş hayatına girmeye hazır olduğunuzu gösterecektir.
İş Görüşmesinde karşılaşabileceğiniz sorular
Üniversiteyi ne zaman bitirdiniz bitirme dereceniz neydi?
Mülakatlarda en çok rastlanan sorulardan biridir.
Eğitim hayatınızdan bahsedebilir misiniz, neden okuduğunuz bölümü seçtiniz?
Bu soru ile firma sizin meslek edineceğiniz bölümü ne kadar isteyerek seçtiğinizi ve mezun olacağınız alanla ilgili gerçekten istekli olup olmadığınızı anlamaya çalışacaktır. Makine mühendisliği okuyorum ama aslında diş hekimi olmak istiyordum cevabı firmanın makine mühendisliği pozisyonu için sizin çok da istekli olmayacağınızı düşünmesine sebep olacaktır.
Neden master, MBA, doktora yaptınız veya yapmadınız?
Eğer herhangi bir lisans eğitimi aldıysanız, bunun gelecek hedefleriniz ve yapacağınız mesleğinizle ilgili ilişkisini doğru kurgulamanız gerekmekte. Eğer lisansüstü eğitimi almadıysanız mesleki iş tecrübesinin sizin için daha önemli olduğunu söyleyebilirsiniz.
İş hayatınızla ilgili gelecek hedefleriniz nelerdir?
Özellikle Üniversiteden yeni mezun olacak adaylara en sık sorulan sorulardan biridir. Bu soruda kendinizden emin bir şekilde cevap vermeniz ve gelecek hedefinizi net çizebiliyor olmanız çok önemli. Örneğin Halkla ilişkiler ve reklamcılık bölümünde okuyorsanız, almış olduğunuz eğitimden bahsetmeli ve bu eğitiminiz ile hangi sektörde, firmaların hangi bölümlerinde çalışmak istediğinizi belirtmelisiniz.
Sektörümüz ve firmamız ile ilgili neler biliyorsunuz?
Bu soruyla firma sektörel bilginizi, bu sektöre olan ilginizi ve firmaları hakkında bilgi sahip olup olmadığınızı ölçmek istemektedir. Mülakata gitmeden önce gideceğiniz firma ile ilgili internetten yapacağınız bir araştırma bu soruya rahatlıkla cevap vermenizi sağlayacaktır.
Bu pozisyonda başarılı olmak için gerekli olan nitelikleri tanımlayınız?
Firma bu soruyu başvurduğunuz pozisyonun iş tanımından, üstleneceği görev ve sorumluluklardan ne kadar haberdar olduğunuzu anlamak için soracaktır.
Ekip Çalışması yapabilir misiniz?
Firmalarda departmanlar arasında işbirliği ve bilgi alışverişi yapmak zorunda olunduğu gibi kendi departmanınızla üstleriniz ve aynı pozisyonda çalıştığınız iş arkadaşlarınızla uyumlu bir şekilde çalışabiliyor olmanız çok önemli. Bu soruya muhakkak pozitif cevap verin.
Güçlü ve zayıf yönleriniz nelerdir?
Özellikle güçlü yönlerinizden bahsederken başvurduğunuz pozisyon için önemli olabilecek bir artınız varsa bunu belirtin. Örneğin bilgi teknolojileri departmanında bir pozisyon için mülakat yapıyorsanız yeni teknolojileri çok iyi takip edip, hızlı bir şekilde bu teknolojiyi kullanabildiğinizden bahsedebilirsiniz.
Kişilik Özelliklerinizi Tanımlar Mısınız?
Kendinizi çok iyi tanıyorsanız sizin için cevaplaması çok zor olmayacak bir sorudur. Buna cevap verirken de iş hayatıyla ve başvurduğunuz pozisyonla ilgili pozitif olabilecek (sorumluluk sahibi, detaycı, sabırlı, hırslı gibi) kişilik özelliklerinizi sıralamanızı öneririz.
Cv’nizde Modern dans ile ilgilendiğinizi gördüm, ne zamandan beri bu hobiniz var?
Hobilerinizle ilgili gelen sorular kişilik özelliklerinizi biraz daha iyi anlamak için yöneltilen sorulardır. Bu sorulara çok uzun yanıtlar vermeden ve çok ayrıntıya girmeden cevaplayabilirsiniz.
Önemli Hatalar
ABD'de özel bir iş bulma kuruluşu olan CareerBuilder tarafından iş başvuruları konusunda yapılan bir araştırma, iş görüşmesi sırasında adayların yaptıkları önemli hataları ortaya koydu.
''www.kadinca.net'' adresli web sitesinde yer alan haberde, ABD'de iş başvurusu yapanların görüşme sırasında yaptıkları bir numaralı hatanın, işverenle yanlış iletişim kurmaları olduğu belirtildi. Bazılarının önceden hazırladığı konuşma tarzı ve ses tonuyla mülakat yaptığı, bazılarının da sadece tek kelimelik yanıtlarla konuştuğu ifade edildi. Haberde ayrıca, araştırmaya göre, iletişim hatası yapanların bazen yanıtlardan çok kişisel sorunları ve sosyal yaşamlarıyla ilgili gereksiz bilgiler verdiği, bazılarının ise fazla samimi yanıtlar verdiği kaydedildi. Araştırmaya göre, kimisi eski patronundan şikayet ederken, kimisi para ve çalışma saatleriyle yakından ilgilenerek hata ediyor. Habere göre, ''Annem bir iş sahibi olmamı istediği için buradayım'' gibi konuşmalar da zararlı olabiliyor.
ABD'nin önde gelen iş bulma kuruluşlarından CareerBuilder'ın araştırmasını konu alan haberde, ''Araştırmaya göre, iş görüşmesine girenlerin en sık yaptıkları ikinci hata, mülakatlara hazırlıksız gelinmesi ve iş başvurusu yapılan iş ve şirketin niteliği hakkında bilgisiz olunması. Patronların şikayet ettiği bir başka hata da, mülakatçıların randevuya geç gelmesi ve cep telefonuyla konuşarak sık sık görüşmeyi bölmesi. Adayların arasında, çocuklarıyla iş görüşmesine gelen ya da kendisiyle görüşen müdüre, karnı acıktığı için çabuk olmasını söyleyen veya bir sandviç çıkarıp yemeye başlayanlara da rastlanıyor. Mülakatta davranış biçimine çok önem veren işverenler, tırnaklarını yiyen veya çok kahve içmiş gibi sinirli duran adaylara dayanamadıklarını belirtiyor. Kendini beğenmiş ya da şirketin işe almakla büyük kazanç sağlayacağı havasında olan adaylar da özellikle anti-pati topluyor. İşverenlerin coşkusuz adaylardan da hoşlanmadıkları belirlendi. İş görüşmesine giren birçok müdür, adayların konuşma için hiç enerji harcamamasından ve ilgi göstermemesinden yakınıyor'' denildi.
Habere göre, iş görüşmesine uygunsuz kıyafet ve makyajla gelmek de iş başvurusu yapanların bir diğer hatası. Haber, iş görüşmelerine giren müdürlerin adaylarda şikayet ettiği konuları şöyle sıralıyor:
''İş görüşmesine katılan müdürler, acayip görünüşlü, dövmeli, yüzünde 'piercing' bulunan, parlak boyalı saçlı ve vücut temizliğine önem vermeyen adaylardan şikayet ederken, iş görüşmesine ayakkabısız, kirli tırnaklarla, jeans ve tişörtle gelen, kalçasını açıkta bırakan yırtmaçlı etek giyen, mülakat boyunca siyah güneş gözlüğüyle oturan; hatta sarhoş halde mülakat yapan adayların geldiğini söylüyor. Araştırma sonuçlarına göre, iş görüşmelerine giren müdürlerin şikayet ettikleri bir diğer konu da, yalan ve samimiyetsizlik. Başarılarını abartan ve bilgi düzeyleri konusunda yanıltıcı bilgi veren adaylar baştan kaybediyor. CareerBuilder'ın araştırmasına göre, iş başvuru formunda hiç tutuklanmadığını belirten bir adayın, görüşmeye girdiği ofisten bir şeyler çaldığı da öğrenildi.''
CRM

Nereden Çıktı Bu CRM?
CRM’den çok çok önce şirketlerin yapması gereken bir şey vardı. O da “ihtiyaç yaratmak”. Yani insanlar artık belli bir döngünün içindeydiler, alınan satılan şeyler sınırlıydı ve bu yüzden kârlılık oranları artırılamıyordu. Şirketlerin insanlara yeni yeni ihtiyaçlar sunmaları gerekiyordu, böylece pazar payları artırılabilirdi. Bunun sonucunda ‘’Yeni Ekonomi’’ denilen kavram ortaya çıktı. Mesela önceden hayatımızda iPod diye bir şey yoktu. Müziğimizi walkman’de kasetlerden dinlerdik, sonra cd player’lardan, mp3 player’lardan… Şimdi yeni bir ihtiyacımız var: iPod ve hatta iPhone! Bu tür yeni ürünler ile yeni bir pazar yaratıldı ve biz kendimizi otomatikman bu pazarın içinde bulduk. Paralarımızı da tereddütsüz buralara harcıyoruz.
Daha sonraları yeni pazarlar arayışında reklam, promosyon, araştırma çalışmaları gibi kavramlar yetersiz kalmaya başladı. Üzerine gidilmesi gereken şeyin “müşteri” olduğu anlaşıldı. Önemli olan müşteri sadakat ve güvenini sağlamaktı. Bunun için birkaç çalışma yapılsa da tam olarak CRM mantığına ilk aşamalarda ulaşılamadı. Evet, kişilere yönelme, müşteri odaklı çalışma gibi kavramlar benimsenmişti fakat bu durumda insanları sınıflara ayırma ve ona göre davranmaktan öteye gidilemedi.
Rekabetin tam anlamıyla kendisini göstermesiyle birlikte CRM’in temelleri atılmaya başladı. Amerika kökenli dev kuruluşlar, 1970’li yıllarda kendilerini sorgulamaya başladılar. Yeni şeyler bulunmalıydı… Bu arayışlar ile müşterileri şöyle genel çerçevede incelemek ve ona göre davranmaktan daha da öteye gitmek gerekiyordu ve onlar hakkında daha spesifik araştırmalar yapılmaya başlandı. Kişilerin yaşam biçimleri incelenirken genellemeler yapmak yerine, neyi ne zaman nasıl yaptıklarına bakmaya başladılar. Böylece müşteriyi elde tutmak daha kolay olabilirdi, rakip firmaya müşteriyi kaptırmak yerine; onu kendi elinde tutmaya çalışmak da vardı işin içinde. İşte bu rekabet ortamında da şirketler kendilerini geliştirmek zorunda kaldı.
Bir şirketin rakibi yoksa, piyasada tekelini kurduysa, bu şirket gelişmeye kapalı olabilir. Hemen onun ardından gelen güçlü bir rakip olduğunda, yenilmenin tehlike çanları çalmaya başlar. Buna GSM sektörünü örnek verebiliriz. Türkiye’de ilk yıllarda GSM sektörü tekeli vardı ve bu şirket kendisini hızla geliştirmek zorunda değildi, müşteri sadakatini korumak konusunda pek derdi yoktu. Fakat ardından gelen yeni şirketler ile o da kendisini yenilemek, tazelemek ve müşteri ilişkilerini daha anlamlı hâle getirmek durumunda kaldı. Bu gibi durumlarda eğer şirket uyanamaz ve harekete geçemezse rakipleri tarafından yutulabilir. İşte bu noktada bu tür şirketlerin kurtarıcısı, CRM çalışmaları olacaktır.
Meslek Seçimi
meslek seçimi
Kariyerini planla!
Artık çalışma zamanının geldiğini düşünüyor ve bir işe girmek mi istiyorsun? Peki, hedefini belirledin mi? Yani nasıl bir iş yapmak istiyorsun? Nasıl bir ortamda çalışmak sana uygun? Yeteneklerin ve becerilerin bu işe uygun mu? İlgi duyduğun alanlar hangileri? Bunun gibi pek çok soru sorabilirsin kendi kendine. İş arayışının sonuçlarından memnun kalman için önce kendinin, yeteneklerinin ve ilgi alanlarının farkına varmak; yani kendini tanımak, keşfetmek zorundasın. Ancak o zaman doğru bir seçim yapabilir; iş yaşamında huzurlu, başarılı ve mutlu olabilirsin.
Kendini keşfet!
Kişinin kendisini tanımasının bir süreç olduğunu söyleyen Profil International İnsan Kaynakları Yönetimi Danışmanı Pınar Senkoş; bu sürecin üniversiteden mezun olduktan sonra başladığını söylüyor ve bazı ipuçları veriyor: “Bence 22 yaşında genç bir insan kendisi hakkında şunları bilebilir: Sistematik düşünen biri mi, yoksa yaratıcı düşünen biri mi? Sayılarla, rakamlarla, detaylarla ilgilenmeyi mi tercih ediyor, yoksa genel resmi görmeyi mi? İletişim yönüyle daha açık, daha sosyal, hiç tanımadığı insanlarla hemen ilişki kurabilecek biri mi, yoksa bunun için zamana mı ihtiyacı var? Gençler kendilerini sevdikleri derslerle bile tanıyabilirler. Diyelim ki işletme okuyor. İşletme okurken psikoloji derslerini mi daha çok seviyor, istatistik derslerini mi? Bu soruları kendilerine sormayı ihmal etmesinler. Tabii hata da yapılabilir, kişi kendiyle ilgili olarak yanılabilir de. ‘Bu iyi bir meslek, ben buna aday olmalıyım’ diyoruz ve o mesleğe adapte olmaya çalışıyoruz; ama 30’lu, 40’lı yaşlara geldiğimizde hayal kırıklığı yaşıyoruz. Sevmedikleri işlerde yıllarca çalışan insanlar var. Genç insanlara tavsiyem, sevdikleri işleri küçümsemesinler; dikkate alsınlar. Gençler için ‘sağlam’ bir işe girmek çok önemli! Ama dünyanın en büyük şirketleri de batabiliyor, garanti yok! Kariyer bir yolculuk, bu yolculuğu kendileri yönetecekler. Bazı noktalarda rüzgâr esecek, dalga gelecek tabii ki. Babalarımızın zamanında 30-40 yıl bir şirkette çalışılıyordu. Artık böyle bir şey kalmadı dünyada.”
Kişisel gelişim ve değişim
Uzmanlar gelişim ve değişimin farkındalıkla başladığını söylüyor. "Hangi yönümüz kuvvetli, hangisi değil, nerelerde zorluklar yaşıyoruz?" gibi soruların cevaplarını aramayı, kendimizi dışarıdan görmeye çalışmayı öneriyorlar. Senkoş “Birilerinin gelip bizi geliştirmesini beklemek yerine kişisel gelişimle ilgili sorumluluğu kendimiz almalıyız. Gerekli gördüğümüzde bakış açımızı değiştirebilmek, kafamızdaki bariyerleri kaldırabilmek çok önemli. Dünyaya nasıl bakarsanız, dünya size o şekilde cevap verir. Kendine ve hayata güvenmemek, hep bir şeylerin kendiliğinden gelmesini beklemek ve ne istediğini bilmemek insanı engelliyor. Bu bizim eğitim sistemimizden de kaynaklanıyor. Ne zaman önümüze bir engel çıksa ve bize bir şeyler sunulmasa, o zaman hepimiz sudan çıkmış balık gibi oluyoruz.”
Pınar Senkoş (Profil International): “Bireyin, kendine ve kişiliğine uygun olmayan bir işe başlaması genellikle hayal kırıklığı yaratır. İçe kapanık birinin, sırf gözde bir meslek olduğu için pazarlama ve satış alanında çalışmak istemesi ne kadar doğru olur?”
Banu Gökçül (Akarma Eğitim ve Danışmanlık): “Üniversite sınavını unutun ve sanki kendinizi çok zenginmiş gibi hissedin. Bu özgürlük içinde bir meslek düşünün. Ne olmak istersiniz? Bu soruya verdiğiniz cevap sizin gerçek meslek seçiminizdir. Doğru mesleği seçtiyseniz, hayatınız boyunca çalışmıyormuş gibi hissedersiniz.”
Ayşen Arıduru (Fortune Danışmanlık): “Doğru bir meslek kişiye mutlu bir çalışma hayatı, yüksek performans, mesleki devamlılık, yüksek gelir, sosyal imkânlar ve bireysel gelişim sağlar.”
Kişisel gelişim konusunda profesyonel hizmet veren çeşitli danışmanlık kuruluşları var. Tabii ki onlardan da yardım alabilirsin. Böyle bir yardıma ihtiyaç duyduğunda, bütçenin eksik kaldığı noktada, exi26’nın yardımına başvurabilirsin.
Düşük Faiz Oranıyla “İstediğin Para Olsun” İhtiyaç Kredisi
Doğru meslek seçimi
Hedef belirle: Bu hedef aynı zamanda senin vizyonun. Bundan birkaç yıl sonraki hayatını gözünün önüne getirmeye çalış.
Ne olmak istiyorsun?
Nasıl yaşamak istiyorsun?
Nasıl bir hayat standardın olmalı?
Bir misyonun olsun: Gelecekte yapmak istediğin meslek ve yaşamak istediğin hayatla ilgili fikirlerini ve hedeflerini belirledin mi? Cevabın evet ise kendine şu soruları sormaya başla:
Neden böyle bir meslek?
Neden böyle bir hayat?
Bu sorulara vereceğin cevaplar misyonunu belirler.
Değerlerini keşfet: Hayatta en çok önem verdiğin şeyleri düşün. Gurur, başarı, aile, namus, hırs gibi yüzlerce değer arasından ilk beşe hangilerini koyarsın? Belirlediğin bu beş değer, hayat anlayışını ortaya çıkarır. Meslek seçiminde seni yönlendirecek olan kriterler de değer yargılarının içinde saklı. Değerlerinin, vizyonunun ve misyonunun örtüşmesi bu nedenle çok önemli. Örtüşmezse, ileride başarılı olma şansın büyük ölçüde azalır. Hedeflerin, amaçların ve değerlerinin birbiriyle uyumu başarıyı da getirecektir.
Meslek seçimini tesadüflere bırakma, kendini tanımaya çalış: Güçlü yönlerini belirlemeye gayret et. Kararını asla trendlere ve moda mesleklere göre verme. Kendine ve kişiliğine uygun olmayan bir seçim yapmamaya özen göster. Neleri iyi yapabildiğini, hangi konularda başarılı olduğunu düşün.
Kendine sorular sor: Elektronik mühendisliğini ele alalım; popüler, günümüz koşullarında geçerli, iş bulma ve para kazanma şansının yüksek olduğu bir meslek. Ama sayılarla ve teknik işlerle aran iyi değilse bu işte ne kadar başarılı olabilirsin? Seçmeyi düşündüğün mesleğin sana uygun olup olmadığını anlamak için kendine şöyle sorular sorabilirsin:
- Bu mesleği yapmayı gerçekten istiyor muyum?
- Bu mesleği zevk alarak yapabilir miyim?
- Fiziksel ve kişisel özelliklerim bu iş için uygun mu?
- Büyük şirketlere uygun biri miyim, yoksa daha küçük, girişimci ruhla çalışan bir şirkette mi mutlu olurum?
- Sayılarla ilgili mesleklere mi yatkınım, insan ilişkilerinin yoğun olduğu mesleklerde mi başarılı olabilirim?
- Çok para kazanmak beni gerçekten mutlu eder mi?
- Türkiye'de bu mesleği uygulamam mümkün mü?
- Fazla mesai yapabilir miyim?
- Hafta sonları çalışabilir miyim?
- Seyahat edebilir miyim?
- Ne tarz insanlarla birlikte çalışmaktan hoşlanırım?
Gelişen dünyayı takip et: Dünyanın, Türkiye’nin, teknolojinin, ekonominin gittiği yönü takip etmek, gelecekte hangi mesleklerde yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyulacağının ipuçlarını verir. Çevrende olup biten yenilikleri gözlemle. Bu gözlemlerinden yola çıkarak, sürekli gelişen ve değişen dünyada nasıl bir yer alabileceğini düşün. Dünyanın sana sunduğu olanakları değerlendir. Böyle düşünerek vereceğin karar, sana iyi bir gelecek sunabilir.
Pozitif düşün: Meslek seçimi yaparken karamsarlığı bir kenara bırakmalısın. Karamsarlık, kendine olan inancını ve güvenini zayıflatır. İsteklerine ve tercihlerine önem ver. Kendine güvenmeden ve inanmadan yapacağın her seçim seni yanıltır. Meslek seçimi yaparken elbette olumlu ve olumsuz yönlerini düşüneceksin ama seni yönlendiren yine de pozitif düşünce olsun.
Meslekler
Şimdi de popüler olan mesleklere bakalım biraz. Burada birçok mesleğe dair bilgiler bulacaksın:
Doktorluk
Çağlar boyu en gözde mesleklerden biri olmuş, birçok kişinin hayallerindeki meslektir doktorluk. Sosyal açıdan toplumda yüksek değer gördüğünden ve çok çalışma gerektirdiğinden meslekler sınıfında hep üst sıralarda yer almıştır. Nasıl yer almasın ki? Bu meslek için hazırlık sınıfını da sayarsak toplam 7 yıllık bir eğitim öğretimden geçmiş olmak ve hayatını insanların iyileşmelerine adamak gerekiyor. Ayrıca, söz konusu insan hayatı olduğundan bu meslekte hataya yer yok.
Malzemesi insan olan bu meslekte, doktorların birçok özelliğinin gelişmiş olması gerekiyor. Bunlardan bazıları şunlar:
• Akademik çalışmaya yatkın olmak ve okumayı sevmek
• İnsanları ve mesleğini sevmek
• Hoşgörülü, sabırlı ve güler yüzlü olmak
• Güçlü iletişim becerilerine sahip olmak
• Disiplinli ve sorumluluk sahibi olmak
• Her duruma karşı hazırlıklı olmak
• Olaylara çok geniş açılardan ve öngörüyle bakabilmek
Avukatlık
Ve sıra geldi adalet savaşçılarına! Peki avukatlık nasıl bir meslek dersin? Bir avukat hangi özelliklere sahip olmalıdır? Bu meslek de doktorluk gibi insanları mutlu etme, sevindirme üzerine kurulu. Yani insan ilişkileri üst seviyede. Hukuk fakültelerini bitirdikten sonra 1 yıl staj yapan kişiler avukat olmaya hak kazanıyorlar. İşte bir avukatın sahip olması gereken özelliklerden bazıları:
• Görülmeyeni görebilmek, olaylara çok geniş açılardan öngörüyle bakabilmek
• Bir işi takip etme ve sonlandırma yetisine sahip olmak
• Güçlü iletişim becerilerine ve ikna yeteneğine sahip olmak
• İyi bir dinleyici olmak
• Her duruma karşı hazırlıklı olmak
• Kendine güvenmek
• Kriz yönetiminde başarılı olmak
• İş bitirici olmak
Öğretmenlik
“Öğretmenim canım benim canım benim, seni ben pek çok pek çok severim.” İşte bu cümle öğretmenliğin toplumda gördüğü saygıyı ve sevgiyi özetliyor. Öyle ki adına kutsal meslek diyoruz, hayatımız boyunca unutamayacağız kişilerin bir kısmı öğretmenlerimiz oluyor. Bize hem anne babalık hem de öğretmenlik yapan bu ulvi insanlar da önemli özellikleri barındırıyorlar. Eğitim Fakülteleri’nden mezun olmuş ya da pedagojik formasyon programı alıp gerekli lisans programını bitirmiş kişilerin yaptıkları bir meslek olan öğretmenlik, en çok sabır istiyor. Bakalım bir öğretmen nasıl olmalı:
• Sabırlı olmalı
• Sözünü dinletebilmeli, sınıfını istediği yönlendirebilmeli
• Kolay iletişim kurabilmeli
• Plan ve program konusunda başarılı olmalı, zaman yönetimini iyi yapabilmeli
• Çağı takip etmeli, güncel olaylardan haberdar olmalı
• Çocukları sevmeli
• Özverili olabilmeli (örn: ses telleri)
• Bilgiyi ve bilgi paylaşmayı sevmeli
• Hayat boyu eğitim felsefesiyle hareket edebilmeli
Akademisyenlik
Üniversite görevlilerini de unutmamak lazım! Asistanlıkla başlayıp profesörlükle sonlanan bu uzun yolculuk oldukça fazla fedakârlık istiyor. Zaten akademisyenlik de öyle herkesin yapabileceği bir meslek değil! Bir ömür boyunca kendini bilgiye adamak, bilginin yolundan gitmek gerekiyor. Akademisyenlerin çektikleri ekonomik sıkıntılar da meslek zorluğuna eklenince onların halini daha iyi anlayabiliriz. Akademisyenlerim gelişmiş olan yönleri şunlar olmalıdır:
• Kendini hayat boyu öğrenmeye adamak
• Okumaktan ve yazmaktan sıkılmamak
• Bilimin tüm alanlarında az da olsa bilgi sahibi olmak
• Yabancı dil yeteneğine sahip olmak
• Güçlü iletişim becerilerine (özellikle konuşma ve yazma) sahip olmak
• Disiplinli ve sorumluluk sahibi olmak
• Sabırlı olmak
Yazarlık
Yazarlık en afili, en havalı mesleklerden biri. “Ben bir yazarım.” cümlesini duyduğumuzda hissettiğimiz o imrenme, o kıskanma duygusunu düşünsene! Aslında gıpta duygusuna bir çekememezlik, bir beğenmemezlik duygusu da eşlik eder çoğu zaman. Fakat yazarlığın ne kadar çok donanım, emek ve özveri gerektirdiğini unutmamak lazım. Onlar hem işlerini yapıyorlar hem de eserlerini okuyuculara beğendirmek için uğraşıyorlar. Bakalım bir yazarın hangi temel özelliklere sahip olması gerekiyormuş.
• Üst düzey sözlü ve yazılı iletişim yeteneğine, engin dil bilgisine sahip olmak
• Yaratıcı olmak
• Eleştirel bir göz ve yorum gücüne sahip olmak
• İşini sevmek, sabırlı olmak ve özveride bulunabilmek
• İyi bir okuyucu olmak
• Entelektüel olmak
• Güçlü bir hafızaya sahip olmak
Reklâmcılık
Son yıllarda reklâm ve pazarlama sektörleri epey büyüdü ve reklâmcılara olan talep arttı. Kurumlar artık bünyelerine pazarlama departmanları katıyorlar ve burada reklâm uzmanları istihdam ediyorlar. Bunun yanında ülkemizdeki reklâm ajansları sayısı da çığ gibi artıyor. Böyle bir tüketim çağında, kendi ürününü rakiplerinden öne çıkarmak isteyenler doğal olarak reklâmcıların yolunu tutuyorlar. Peki, kimler iyi bir reklâmcı olabilir, reklâmcıların özellikleri nelerdir? Bir reklâmcıda olmazsa olmaz en önemli özellik yaratıcılık. Diğerlerine de bir göz at bakalım:
• Yaratıcılık
• Güçlü iletişim özellikleri
• İkna yeteneği
• Pazarlama teknikleri hakkında bilgi
• Dil hâkimiyeti
• Gözlem gücü
• Dinamik ve esnek çalışma saatlerine uyum gösterebilme
• Kısıtlı zamanda çok iş yapabilme yetisi
Yöneticilik
Bir yandan belli etmeseler de çoğu çalışanın pek sevmediği, bir yandan da herkesin büyük ilgi ve alakayla yaklaştıkları kişilerdir yöneticiler. İyi bir yöneticiyseniz saygı görür ve sözünüzü dinletirsiniz, kötü bir yöneticiyseniz yüzüne gülünüp arkadan dedikodusu yapılan bir kişi olursunuz. Bu yüzden çalışanlar ve sorunlarıyla yakından ilgilenmeli, aranızdaki hiyerarşi farkını minimize etmelisiniz. Bir yöneticinin sahip olması gereken özelliklerden bazıları şunlardır:
• Liderlik yetisi kuvvetli olmalı
• Vizyon sahibi ve girişken olmalı
• Risk almalı, kriz ve risk yönetiminde başarılı olmalı
• Hem sözünü dinletebilmeli hem de iyi bir dinleyici olabilmeli
• İnsan ilişkilerinde başarılı olmalı ve empati kurabilmeli
• Kendine güveni tam olmalı
Gazetecilik
Günümüzün en yorucu ve en çok özveri isteyen mesleklerinden biri gazetecilik. Ofis çalışanları günün her saatine haber yetiştirmeye çalışırlar, muhabirler ise gün boyu haber peşinde koşarlar. En esnek çalışma saatlerine onlar sahipler belki de. Dünyada önemli bir olayın geliştiğini düşünün. Bakıp haber alacağımız ilk yerler gazete, TV gibi haber kaynakları. Onlar işte bizim bu ihtiyacımızı karşılamak için gece gündüz çalışıyorlar, bize en güncel haberleri ulaştırmaya çalışıyorlar. Peki bir gazetecide neler olmalı dersin? İşte birkaç özellik:
• Esnek çalışma saatlerine ayak uydurabilmeli
• Hem yazılı hem de sözlü olarak kendini iyi ifade edebilmeli
• Entelektüel olmalı, her konuda söyleyecek birkaç sözü bulunmalı
• En güncel ve güvenilir kaynakları takip etmeli
• Türkiye gündeminin yanında dünya gündemini de takip etmeli
• Bir sonucu körü körüne kabul etmek yerine olaylara sorgulayıcı ve eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmalı
Sporculuk
“Bu devirde ya topçu ya popçu olucan!” derler ve sporu adeta kısa yoldan para kazanmanın bir yolu olarak görürler. Aslında bir sporcunun meslek hayatı boyunca ne kadar çok emek sarf ettiğini, bu meslek uğruna neleri heba ettiğini düşünmek lazım. Her şeyden önce sporcular için her zaman bir sakatlık riski bulunuyor, bu sakatlıkların bir kısmı kariyerlerini sekteye uğratırken, bir kısmı ise tamamen spor hayatını bitirebiliyor. Ya da şunu düşünelim. İyi bir sporcu olabilmek için küçük yaşlardan itibaren uzun yıllar boyu çalışmak gerekiyor. Bu sebeple kimileri ailelerini, kimileri okullarını aksatıyor; kimileri ise ağır antrenmanlar yüzünden çocukluğunu yaşayamıyor. Bu gibi sebeplerden dolayı sporculuk hiç de yabana atılacak bir meslek değil. Bir sporcu nasıl olmalı peki?
• Sporu çok sevmeli ve yaşamını buna adamalı
• Rekabetçi ve hırslı bir yapıya sahip olmalı
• Ağır antreman şartlarını kaldırabilmeli
• Gelişmeye açık olmalı
• Her zaman en iyi olmayı hedeflemeli
Bankacılık
Para, sayılar, hesap tabloları, dosyalar dolusu doküman... Bir gün içinde beyni en çok yorulan kişilerdendir bankacılar. Bütün gün para hesabı yapmak kulağa pek çekici gelmese de bu meslek çok popüler. Hem geniş üniversite bölüm olanakları hem de istihdam fırsatlarının çokluğu bu mesleğe olan ilgiyi arttırıyor. Türkiye’de bankacılık sektörü geliştikçe ve bir tüketim toplumu olarak paraya bağımlılığımız arttıkça bankacılığa olan talep de hep yüksek olacağa benziyor. İşte bir bankacıda bulunması gereken özellikler:
• Sayıları sevmek, hızlı bir şekilde hesap yapabilmek
• Pratik zekâya sahip olmak
• Güçlü bir ikna kabiliyetine sahip olmak
• Güler yüzlü olmak
• Finans sektörünü yakından takip etmek
• Esnek çalışma saatlerine ayak uydurabilmek
Sporculuk
“Bu devirde ya topçu ya popçu olucan!” derler ve sporu adeta kısa yoldan para kazanmanın bir yolu olarak görürler. Aslında bir sporcunun meslek hayatı boyunca ne kadar çok emek sarf ettiğini, bu meslek uğruna neleri heba ettiğini düşünmek lazım. Her şeyden önce sporcular için her zaman bir sakatlık riski bulunuyor, bu sakatlıkların bir kısmı kariyerlerini sekteye uğratırken, bir kısmı ise tamamen spor hayatını bitirebiliyor. Ya da şunu düşünelim. İyi bir sporcu olabilmek için küçük yaşlardan itibaren uzun yıllar boyu çalışmak gerekiyor. Bu sebeple kimileri ailelerini, kimileri okullarını aksatıyor; kimileri ise ağır antrenmanlar yüzünden çocukluğunu yaşayamıyor. Bu gibi sebeplerden dolayı sporculuk hiç de yabana atılacak bir meslek değil. Bir sporcu nasıl olmalı peki?
• Sporu çok sevmeli ve yaşamını buna adamalı
• Rekabetçi ve hırslı bir yapıya sahip olmalı
• Ağır antreman şartlarını kaldırabilmeli
• Gelişmeye açık olmalı
• Her zaman en iyi olmayı hedeflemeli
Bankacılık
Para, sayılar, hesap tabloları, dosyalar dolusu doküman... Bir gün içinde beyni en çok yorulan kişilerdendir bankacılar. Bütün gün para hesabı yapmak kulağa pek çekici gelmese de bu meslek çok popüler. Hem geniş üniversite bölüm olanakları hem de istihdam fırsatlarının çokluğu bu mesleğe olan ilgiyi arttırıyor. Türkiye’de bankacılık sektörü geliştikçe ve bir tüketim toplumu olarak paraya bağımlılığımız arttıkça bankacılığa olan talep de hep yüksek olacağa benziyor. İşte bir bankacıda bulunması gereken özellikler:
• Sayıları sevmek, hızlı bir şekilde hesap yapabilmek
• Pratik zekâya sahip olmak
• Güçlü bir ikna kabiliyetine sahip olmak
• Güler yüzlü olmak
• Finans sektörünü yakından takip etmek
• Esnek çalışma saatlerine ayak uydurabilmek
Kariyerini planla!
Artık çalışma zamanının geldiğini düşünüyor ve bir işe girmek mi istiyorsun? Peki, hedefini belirledin mi? Yani nasıl bir iş yapmak istiyorsun? Nasıl bir ortamda çalışmak sana uygun? Yeteneklerin ve becerilerin bu işe uygun mu? İlgi duyduğun alanlar hangileri? Bunun gibi pek çok soru sorabilirsin kendi kendine. İş arayışının sonuçlarından memnun kalman için önce kendinin, yeteneklerinin ve ilgi alanlarının farkına varmak; yani kendini tanımak, keşfetmek zorundasın. Ancak o zaman doğru bir seçim yapabilir; iş yaşamında huzurlu, başarılı ve mutlu olabilirsin.
Kendini keşfet!
Kişinin kendisini tanımasının bir süreç olduğunu söyleyen Profil International İnsan Kaynakları Yönetimi Danışmanı Pınar Senkoş; bu sürecin üniversiteden mezun olduktan sonra başladığını söylüyor ve bazı ipuçları veriyor: “Bence 22 yaşında genç bir insan kendisi hakkında şunları bilebilir: Sistematik düşünen biri mi, yoksa yaratıcı düşünen biri mi? Sayılarla, rakamlarla, detaylarla ilgilenmeyi mi tercih ediyor, yoksa genel resmi görmeyi mi? İletişim yönüyle daha açık, daha sosyal, hiç tanımadığı insanlarla hemen ilişki kurabilecek biri mi, yoksa bunun için zamana mı ihtiyacı var? Gençler kendilerini sevdikleri derslerle bile tanıyabilirler. Diyelim ki işletme okuyor. İşletme okurken psikoloji derslerini mi daha çok seviyor, istatistik derslerini mi? Bu soruları kendilerine sormayı ihmal etmesinler. Tabii hata da yapılabilir, kişi kendiyle ilgili olarak yanılabilir de. ‘Bu iyi bir meslek, ben buna aday olmalıyım’ diyoruz ve o mesleğe adapte olmaya çalışıyoruz; ama 30’lu, 40’lı yaşlara geldiğimizde hayal kırıklığı yaşıyoruz. Sevmedikleri işlerde yıllarca çalışan insanlar var. Genç insanlara tavsiyem, sevdikleri işleri küçümsemesinler; dikkate alsınlar. Gençler için ‘sağlam’ bir işe girmek çok önemli! Ama dünyanın en büyük şirketleri de batabiliyor, garanti yok! Kariyer bir yolculuk, bu yolculuğu kendileri yönetecekler. Bazı noktalarda rüzgâr esecek, dalga gelecek tabii ki. Babalarımızın zamanında 30-40 yıl bir şirkette çalışılıyordu. Artık böyle bir şey kalmadı dünyada.”
Kişisel gelişim ve değişim
Uzmanlar gelişim ve değişimin farkındalıkla başladığını söylüyor. "Hangi yönümüz kuvvetli, hangisi değil, nerelerde zorluklar yaşıyoruz?" gibi soruların cevaplarını aramayı, kendimizi dışarıdan görmeye çalışmayı öneriyorlar. Senkoş “Birilerinin gelip bizi geliştirmesini beklemek yerine kişisel gelişimle ilgili sorumluluğu kendimiz almalıyız. Gerekli gördüğümüzde bakış açımızı değiştirebilmek, kafamızdaki bariyerleri kaldırabilmek çok önemli. Dünyaya nasıl bakarsanız, dünya size o şekilde cevap verir. Kendine ve hayata güvenmemek, hep bir şeylerin kendiliğinden gelmesini beklemek ve ne istediğini bilmemek insanı engelliyor. Bu bizim eğitim sistemimizden de kaynaklanıyor. Ne zaman önümüze bir engel çıksa ve bize bir şeyler sunulmasa, o zaman hepimiz sudan çıkmış balık gibi oluyoruz.”
Pınar Senkoş (Profil International): “Bireyin, kendine ve kişiliğine uygun olmayan bir işe başlaması genellikle hayal kırıklığı yaratır. İçe kapanık birinin, sırf gözde bir meslek olduğu için pazarlama ve satış alanında çalışmak istemesi ne kadar doğru olur?”
Banu Gökçül (Akarma Eğitim ve Danışmanlık): “Üniversite sınavını unutun ve sanki kendinizi çok zenginmiş gibi hissedin. Bu özgürlük içinde bir meslek düşünün. Ne olmak istersiniz? Bu soruya verdiğiniz cevap sizin gerçek meslek seçiminizdir. Doğru mesleği seçtiyseniz, hayatınız boyunca çalışmıyormuş gibi hissedersiniz.”
Ayşen Arıduru (Fortune Danışmanlık): “Doğru bir meslek kişiye mutlu bir çalışma hayatı, yüksek performans, mesleki devamlılık, yüksek gelir, sosyal imkânlar ve bireysel gelişim sağlar.”
Kişisel gelişim konusunda profesyonel hizmet veren çeşitli danışmanlık kuruluşları var. Tabii ki onlardan da yardım alabilirsin. Böyle bir yardıma ihtiyaç duyduğunda, bütçenin eksik kaldığı noktada, exi26’nın yardımına başvurabilirsin.
Düşük Faiz Oranıyla “İstediğin Para Olsun” İhtiyaç Kredisi
Doğru meslek seçimi
Hedef belirle: Bu hedef aynı zamanda senin vizyonun. Bundan birkaç yıl sonraki hayatını gözünün önüne getirmeye çalış.
Ne olmak istiyorsun?
Nasıl yaşamak istiyorsun?
Nasıl bir hayat standardın olmalı?
Bir misyonun olsun: Gelecekte yapmak istediğin meslek ve yaşamak istediğin hayatla ilgili fikirlerini ve hedeflerini belirledin mi? Cevabın evet ise kendine şu soruları sormaya başla:
Neden böyle bir meslek?
Neden böyle bir hayat?
Bu sorulara vereceğin cevaplar misyonunu belirler.
Değerlerini keşfet: Hayatta en çok önem verdiğin şeyleri düşün. Gurur, başarı, aile, namus, hırs gibi yüzlerce değer arasından ilk beşe hangilerini koyarsın? Belirlediğin bu beş değer, hayat anlayışını ortaya çıkarır. Meslek seçiminde seni yönlendirecek olan kriterler de değer yargılarının içinde saklı. Değerlerinin, vizyonunun ve misyonunun örtüşmesi bu nedenle çok önemli. Örtüşmezse, ileride başarılı olma şansın büyük ölçüde azalır. Hedeflerin, amaçların ve değerlerinin birbiriyle uyumu başarıyı da getirecektir.
Meslek seçimini tesadüflere bırakma, kendini tanımaya çalış: Güçlü yönlerini belirlemeye gayret et. Kararını asla trendlere ve moda mesleklere göre verme. Kendine ve kişiliğine uygun olmayan bir seçim yapmamaya özen göster. Neleri iyi yapabildiğini, hangi konularda başarılı olduğunu düşün.
Kendine sorular sor: Elektronik mühendisliğini ele alalım; popüler, günümüz koşullarında geçerli, iş bulma ve para kazanma şansının yüksek olduğu bir meslek. Ama sayılarla ve teknik işlerle aran iyi değilse bu işte ne kadar başarılı olabilirsin? Seçmeyi düşündüğün mesleğin sana uygun olup olmadığını anlamak için kendine şöyle sorular sorabilirsin:
- Bu mesleği yapmayı gerçekten istiyor muyum?
- Bu mesleği zevk alarak yapabilir miyim?
- Fiziksel ve kişisel özelliklerim bu iş için uygun mu?
- Büyük şirketlere uygun biri miyim, yoksa daha küçük, girişimci ruhla çalışan bir şirkette mi mutlu olurum?
- Sayılarla ilgili mesleklere mi yatkınım, insan ilişkilerinin yoğun olduğu mesleklerde mi başarılı olabilirim?
- Çok para kazanmak beni gerçekten mutlu eder mi?
- Türkiye'de bu mesleği uygulamam mümkün mü?
- Fazla mesai yapabilir miyim?
- Hafta sonları çalışabilir miyim?
- Seyahat edebilir miyim?
- Ne tarz insanlarla birlikte çalışmaktan hoşlanırım?
Gelişen dünyayı takip et: Dünyanın, Türkiye’nin, teknolojinin, ekonominin gittiği yönü takip etmek, gelecekte hangi mesleklerde yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyulacağının ipuçlarını verir. Çevrende olup biten yenilikleri gözlemle. Bu gözlemlerinden yola çıkarak, sürekli gelişen ve değişen dünyada nasıl bir yer alabileceğini düşün. Dünyanın sana sunduğu olanakları değerlendir. Böyle düşünerek vereceğin karar, sana iyi bir gelecek sunabilir.
Pozitif düşün: Meslek seçimi yaparken karamsarlığı bir kenara bırakmalısın. Karamsarlık, kendine olan inancını ve güvenini zayıflatır. İsteklerine ve tercihlerine önem ver. Kendine güvenmeden ve inanmadan yapacağın her seçim seni yanıltır. Meslek seçimi yaparken elbette olumlu ve olumsuz yönlerini düşüneceksin ama seni yönlendiren yine de pozitif düşünce olsun.
Meslekler
Şimdi de popüler olan mesleklere bakalım biraz. Burada birçok mesleğe dair bilgiler bulacaksın:
Doktorluk
Çağlar boyu en gözde mesleklerden biri olmuş, birçok kişinin hayallerindeki meslektir doktorluk. Sosyal açıdan toplumda yüksek değer gördüğünden ve çok çalışma gerektirdiğinden meslekler sınıfında hep üst sıralarda yer almıştır. Nasıl yer almasın ki? Bu meslek için hazırlık sınıfını da sayarsak toplam 7 yıllık bir eğitim öğretimden geçmiş olmak ve hayatını insanların iyileşmelerine adamak gerekiyor. Ayrıca, söz konusu insan hayatı olduğundan bu meslekte hataya yer yok.
Malzemesi insan olan bu meslekte, doktorların birçok özelliğinin gelişmiş olması gerekiyor. Bunlardan bazıları şunlar:
• Akademik çalışmaya yatkın olmak ve okumayı sevmek
• İnsanları ve mesleğini sevmek
• Hoşgörülü, sabırlı ve güler yüzlü olmak
• Güçlü iletişim becerilerine sahip olmak
• Disiplinli ve sorumluluk sahibi olmak
• Her duruma karşı hazırlıklı olmak
• Olaylara çok geniş açılardan ve öngörüyle bakabilmek
Avukatlık
Ve sıra geldi adalet savaşçılarına! Peki avukatlık nasıl bir meslek dersin? Bir avukat hangi özelliklere sahip olmalıdır? Bu meslek de doktorluk gibi insanları mutlu etme, sevindirme üzerine kurulu. Yani insan ilişkileri üst seviyede. Hukuk fakültelerini bitirdikten sonra 1 yıl staj yapan kişiler avukat olmaya hak kazanıyorlar. İşte bir avukatın sahip olması gereken özelliklerden bazıları:
• Görülmeyeni görebilmek, olaylara çok geniş açılardan öngörüyle bakabilmek
• Bir işi takip etme ve sonlandırma yetisine sahip olmak
• Güçlü iletişim becerilerine ve ikna yeteneğine sahip olmak
• İyi bir dinleyici olmak
• Her duruma karşı hazırlıklı olmak
• Kendine güvenmek
• Kriz yönetiminde başarılı olmak
• İş bitirici olmak
Öğretmenlik
“Öğretmenim canım benim canım benim, seni ben pek çok pek çok severim.” İşte bu cümle öğretmenliğin toplumda gördüğü saygıyı ve sevgiyi özetliyor. Öyle ki adına kutsal meslek diyoruz, hayatımız boyunca unutamayacağız kişilerin bir kısmı öğretmenlerimiz oluyor. Bize hem anne babalık hem de öğretmenlik yapan bu ulvi insanlar da önemli özellikleri barındırıyorlar. Eğitim Fakülteleri’nden mezun olmuş ya da pedagojik formasyon programı alıp gerekli lisans programını bitirmiş kişilerin yaptıkları bir meslek olan öğretmenlik, en çok sabır istiyor. Bakalım bir öğretmen nasıl olmalı:
• Sabırlı olmalı
• Sözünü dinletebilmeli, sınıfını istediği yönlendirebilmeli
• Kolay iletişim kurabilmeli
• Plan ve program konusunda başarılı olmalı, zaman yönetimini iyi yapabilmeli
• Çağı takip etmeli, güncel olaylardan haberdar olmalı
• Çocukları sevmeli
• Özverili olabilmeli (örn: ses telleri)
• Bilgiyi ve bilgi paylaşmayı sevmeli
• Hayat boyu eğitim felsefesiyle hareket edebilmeli
Akademisyenlik
Üniversite görevlilerini de unutmamak lazım! Asistanlıkla başlayıp profesörlükle sonlanan bu uzun yolculuk oldukça fazla fedakârlık istiyor. Zaten akademisyenlik de öyle herkesin yapabileceği bir meslek değil! Bir ömür boyunca kendini bilgiye adamak, bilginin yolundan gitmek gerekiyor. Akademisyenlerin çektikleri ekonomik sıkıntılar da meslek zorluğuna eklenince onların halini daha iyi anlayabiliriz. Akademisyenlerim gelişmiş olan yönleri şunlar olmalıdır:
• Kendini hayat boyu öğrenmeye adamak
• Okumaktan ve yazmaktan sıkılmamak
• Bilimin tüm alanlarında az da olsa bilgi sahibi olmak
• Yabancı dil yeteneğine sahip olmak
• Güçlü iletişim becerilerine (özellikle konuşma ve yazma) sahip olmak
• Disiplinli ve sorumluluk sahibi olmak
• Sabırlı olmak
Yazarlık
Yazarlık en afili, en havalı mesleklerden biri. “Ben bir yazarım.” cümlesini duyduğumuzda hissettiğimiz o imrenme, o kıskanma duygusunu düşünsene! Aslında gıpta duygusuna bir çekememezlik, bir beğenmemezlik duygusu da eşlik eder çoğu zaman. Fakat yazarlığın ne kadar çok donanım, emek ve özveri gerektirdiğini unutmamak lazım. Onlar hem işlerini yapıyorlar hem de eserlerini okuyuculara beğendirmek için uğraşıyorlar. Bakalım bir yazarın hangi temel özelliklere sahip olması gerekiyormuş.
• Üst düzey sözlü ve yazılı iletişim yeteneğine, engin dil bilgisine sahip olmak
• Yaratıcı olmak
• Eleştirel bir göz ve yorum gücüne sahip olmak
• İşini sevmek, sabırlı olmak ve özveride bulunabilmek
• İyi bir okuyucu olmak
• Entelektüel olmak
• Güçlü bir hafızaya sahip olmak
Reklâmcılık
Son yıllarda reklâm ve pazarlama sektörleri epey büyüdü ve reklâmcılara olan talep arttı. Kurumlar artık bünyelerine pazarlama departmanları katıyorlar ve burada reklâm uzmanları istihdam ediyorlar. Bunun yanında ülkemizdeki reklâm ajansları sayısı da çığ gibi artıyor. Böyle bir tüketim çağında, kendi ürününü rakiplerinden öne çıkarmak isteyenler doğal olarak reklâmcıların yolunu tutuyorlar. Peki, kimler iyi bir reklâmcı olabilir, reklâmcıların özellikleri nelerdir? Bir reklâmcıda olmazsa olmaz en önemli özellik yaratıcılık. Diğerlerine de bir göz at bakalım:
• Yaratıcılık
• Güçlü iletişim özellikleri
• İkna yeteneği
• Pazarlama teknikleri hakkında bilgi
• Dil hâkimiyeti
• Gözlem gücü
• Dinamik ve esnek çalışma saatlerine uyum gösterebilme
• Kısıtlı zamanda çok iş yapabilme yetisi
Yöneticilik
Bir yandan belli etmeseler de çoğu çalışanın pek sevmediği, bir yandan da herkesin büyük ilgi ve alakayla yaklaştıkları kişilerdir yöneticiler. İyi bir yöneticiyseniz saygı görür ve sözünüzü dinletirsiniz, kötü bir yöneticiyseniz yüzüne gülünüp arkadan dedikodusu yapılan bir kişi olursunuz. Bu yüzden çalışanlar ve sorunlarıyla yakından ilgilenmeli, aranızdaki hiyerarşi farkını minimize etmelisiniz. Bir yöneticinin sahip olması gereken özelliklerden bazıları şunlardır:
• Liderlik yetisi kuvvetli olmalı
• Vizyon sahibi ve girişken olmalı
• Risk almalı, kriz ve risk yönetiminde başarılı olmalı
• Hem sözünü dinletebilmeli hem de iyi bir dinleyici olabilmeli
• İnsan ilişkilerinde başarılı olmalı ve empati kurabilmeli
• Kendine güveni tam olmalı
Gazetecilik
Günümüzün en yorucu ve en çok özveri isteyen mesleklerinden biri gazetecilik. Ofis çalışanları günün her saatine haber yetiştirmeye çalışırlar, muhabirler ise gün boyu haber peşinde koşarlar. En esnek çalışma saatlerine onlar sahipler belki de. Dünyada önemli bir olayın geliştiğini düşünün. Bakıp haber alacağımız ilk yerler gazete, TV gibi haber kaynakları. Onlar işte bizim bu ihtiyacımızı karşılamak için gece gündüz çalışıyorlar, bize en güncel haberleri ulaştırmaya çalışıyorlar. Peki bir gazetecide neler olmalı dersin? İşte birkaç özellik:
• Esnek çalışma saatlerine ayak uydurabilmeli
• Hem yazılı hem de sözlü olarak kendini iyi ifade edebilmeli
• Entelektüel olmalı, her konuda söyleyecek birkaç sözü bulunmalı
• En güncel ve güvenilir kaynakları takip etmeli
• Türkiye gündeminin yanında dünya gündemini de takip etmeli
• Bir sonucu körü körüne kabul etmek yerine olaylara sorgulayıcı ve eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmalı
Sporculuk
“Bu devirde ya topçu ya popçu olucan!” derler ve sporu adeta kısa yoldan para kazanmanın bir yolu olarak görürler. Aslında bir sporcunun meslek hayatı boyunca ne kadar çok emek sarf ettiğini, bu meslek uğruna neleri heba ettiğini düşünmek lazım. Her şeyden önce sporcular için her zaman bir sakatlık riski bulunuyor, bu sakatlıkların bir kısmı kariyerlerini sekteye uğratırken, bir kısmı ise tamamen spor hayatını bitirebiliyor. Ya da şunu düşünelim. İyi bir sporcu olabilmek için küçük yaşlardan itibaren uzun yıllar boyu çalışmak gerekiyor. Bu sebeple kimileri ailelerini, kimileri okullarını aksatıyor; kimileri ise ağır antrenmanlar yüzünden çocukluğunu yaşayamıyor. Bu gibi sebeplerden dolayı sporculuk hiç de yabana atılacak bir meslek değil. Bir sporcu nasıl olmalı peki?
• Sporu çok sevmeli ve yaşamını buna adamalı
• Rekabetçi ve hırslı bir yapıya sahip olmalı
• Ağır antreman şartlarını kaldırabilmeli
• Gelişmeye açık olmalı
• Her zaman en iyi olmayı hedeflemeli
Bankacılık
Para, sayılar, hesap tabloları, dosyalar dolusu doküman... Bir gün içinde beyni en çok yorulan kişilerdendir bankacılar. Bütün gün para hesabı yapmak kulağa pek çekici gelmese de bu meslek çok popüler. Hem geniş üniversite bölüm olanakları hem de istihdam fırsatlarının çokluğu bu mesleğe olan ilgiyi arttırıyor. Türkiye’de bankacılık sektörü geliştikçe ve bir tüketim toplumu olarak paraya bağımlılığımız arttıkça bankacılığa olan talep de hep yüksek olacağa benziyor. İşte bir bankacıda bulunması gereken özellikler:
• Sayıları sevmek, hızlı bir şekilde hesap yapabilmek
• Pratik zekâya sahip olmak
• Güçlü bir ikna kabiliyetine sahip olmak
• Güler yüzlü olmak
• Finans sektörünü yakından takip etmek
• Esnek çalışma saatlerine ayak uydurabilmek
Sporculuk
“Bu devirde ya topçu ya popçu olucan!” derler ve sporu adeta kısa yoldan para kazanmanın bir yolu olarak görürler. Aslında bir sporcunun meslek hayatı boyunca ne kadar çok emek sarf ettiğini, bu meslek uğruna neleri heba ettiğini düşünmek lazım. Her şeyden önce sporcular için her zaman bir sakatlık riski bulunuyor, bu sakatlıkların bir kısmı kariyerlerini sekteye uğratırken, bir kısmı ise tamamen spor hayatını bitirebiliyor. Ya da şunu düşünelim. İyi bir sporcu olabilmek için küçük yaşlardan itibaren uzun yıllar boyu çalışmak gerekiyor. Bu sebeple kimileri ailelerini, kimileri okullarını aksatıyor; kimileri ise ağır antrenmanlar yüzünden çocukluğunu yaşayamıyor. Bu gibi sebeplerden dolayı sporculuk hiç de yabana atılacak bir meslek değil. Bir sporcu nasıl olmalı peki?
• Sporu çok sevmeli ve yaşamını buna adamalı
• Rekabetçi ve hırslı bir yapıya sahip olmalı
• Ağır antreman şartlarını kaldırabilmeli
• Gelişmeye açık olmalı
• Her zaman en iyi olmayı hedeflemeli
Bankacılık
Para, sayılar, hesap tabloları, dosyalar dolusu doküman... Bir gün içinde beyni en çok yorulan kişilerdendir bankacılar. Bütün gün para hesabı yapmak kulağa pek çekici gelmese de bu meslek çok popüler. Hem geniş üniversite bölüm olanakları hem de istihdam fırsatlarının çokluğu bu mesleğe olan ilgiyi arttırıyor. Türkiye’de bankacılık sektörü geliştikçe ve bir tüketim toplumu olarak paraya bağımlılığımız arttıkça bankacılığa olan talep de hep yüksek olacağa benziyor. İşte bir bankacıda bulunması gereken özellikler:
• Sayıları sevmek, hızlı bir şekilde hesap yapabilmek
• Pratik zekâya sahip olmak
• Güçlü bir ikna kabiliyetine sahip olmak
• Güler yüzlü olmak
• Finans sektörünü yakından takip etmek
• Esnek çalışma saatlerine ayak uydurabilmek
iş görüşmesi “asla”ları
iş görüşmesi “asla”ları
Genciz, hevesliyiz, aynı anda pek çok pozisyonla birden ilgileniyor, sınır tanımıyor, her şeyi ama her şeyi birden istiyoruz. Bazen bu haklı isteklerimiz, iş görüşmesi esnasında bocalamamıza neden olabilir. İşte bu yüzden, “uzmanların mülakatta yapılmaması gerekenlerle ilgili önerilerine dikkat!” diyoruz!
Faaliyet alanını unutma
Birden çok yere başvurduysan, her an başına gelebilir. Çağrıldığın firmanın faaliyet alanını unutabilirsin, aman dikkat!
Firmaları karıştırma
A firmasına gidiyorum diye B firmasına gitmek mülakatta çok güç durumlarla karşılaşmana neden olabilir. Bunu önlemek için yaptığın müracaatlarla ilgili notlar almalısın.
Tok müşteri olma
Zaten çalışmakta olduğun bir işin var veya CV gönderdiğin birkaç firma birden seni görüşmeye çağırdı. Bu durumda havaya girmek veya ‘tok müşteri’ rolü oynamak görüşmenin başarısız geçmesine neden olur.
Aşırı heyecan yaratma
Uzun zamandan beri istediğin gibi bir iş bulamadıysan aşırı heyecanlanabilirsin. Bu da konuşmanın akışını bozar, terleme, göz teması kuramama gibi aleyhine sonuç verecek durumlar yaratabilir. Tecrübeli bir mülakatçı sizi rahatlatabilir ama sen bunu karşı tarafın insafına bırakma.
Gereksiz konuşmalar yapma
Belki de hiç fark edilmeyecek detayları su yüzüne çıkarma. "Kusura bakmayın, çantama çamur sıçradı" ya da "Çok afedersiniz, CV’min kağıdı biraz buruştu" gibi gereksiz cümleler kurma.
Aşırılıklardan uzak dur
Aşırı hırslı ya da aşırı duygusal, aşırı istekli ya da aşırı girişken olmak gibi ruh hâllerinden kaçınmalısın. Hırs, duygusallık, isteklilik, girişkenlik; ancak ölçülü olduğu sürece puan kazandırır.
İçtenliğini Kaybetme
İşe ne kadar ihtiyacın olursa olsun, samimiyetsiz davranırsan, rol yaparsan unutma ki bunu karşındaki kişi hisseder ve tercih edilme şansını kaybedersin.
Dedikodu yapma
Daha önceki iş yerinle ilgili olumsuz, dedikodu mahiyetinde şeyler söyleme.
Polemiğe girme
Görüşmeciyle hiçbir konuda polemiğe girme.
Tuzağa düşme
Stres mülakatlarında, görüşmeci birden fazla yöneticiyle görüştürülür. Bu yöntemde mülakatçıların rol dağılımı önceden yapılmıştır. Biri görüşmeciye çok iyi davranırken diğeri herhangi bir konuda olumsuzluk sergiler. Amaç görüşmeciyi iyice kızdırıp tepkilerini ölçmektir. Bu durumda izleyeceğin en doğru yol serinkanlı olmak. Aşırı tepki verme ve asla bağırma. "Bunu neden sormuştunuz?" gibi sakin sorularla cevap ver.
Başarılı bir görüşme için
Sen de, mülakat yapan kişi de mülakat kurallarını iyi biliyor olabilirsiniz. Ama yine de mülakatta daha etkili olabilmek için şu vazgeçilmez kurallara uymaya özen göstermelisin:
•İş yerine ve işin mahiyetine aşina olduğunu belli et.
•Kendini anlatırken pozisyonla ilgili tecrübelerini ön plana çıkar.
•İşe olan istekliliğini belli et.
•Görüşmeyi bitirirken, iş gerçekleşmese bile “firmanızı tanımaktan memnunum” mesajı ver.
•İşin mahiyetini dinlemeden, ödeme planı ve çalışma saatleri gibi sorular sorma.
•İşe yarayacağını düşünerek araya tanıdık sokmak gibi yaklaşımlardan kaçın.
Giysileriniz ne söylüyor?

Bazen giysilerimiz bizim adımıza konuşuyor. Giysilerin dilini öğrenmemiz gerek. Haydi gelin, giysilerin diliyle tanışalım...
Ne kadar büyük bir hayal kırıklığı yaşadığı yüzünden okunuyordu. Şirketin Avrupa başkanının Türkiye’ye geleceğini öğrendiği zaman ne kadar da heveslenmişti. Onu etkilemeyi istemiş, bu şekilde gelecekte bu şirkette yükselmek, yurtdışında bir pozisyon elde edebilmek için bir avantaj yakalamak istemişti. O sabah nasıl da özenle hazırlanmış, kıyafetlerine dikkat etmişti. Nasıl bu kadar yanlış bir izlenim bırakmıştı? Kıyafetleri ile ilgili herkesin ortasında aldığı eleştiri onu yıkmıştı. O işinin ehli, güvenilir, saygın ama aynı zamanda genç ve dinamik bir iş adamı gibi görünmek istemişti. Sadece o gün için özel alışveriş yapmıştı. Herşey yolunda gidiyor diye düşündüğü bir anda… Peki ama nerede hata yapmıştı?
Kravat saygınlığın sembolü…
Kıyafetlerinizin konuştuğunu, sizin hakkınızda karşınızdakine pek çok şey söylediğini biliyor muydunuz? Belki siz de yukarıdaki kadar nahoş olmasa da kötü bir deneyim geçirdiniz bu konuda… Belki de kıyafetlerinizin verdiği mesajların önemini daha önceden farkedip, bunu lehinize kullanmaya başlamıştınız zaten… “Başarı için Giyim” (Dress for Success) adlı kitabın yazarı John T. Malloy, kıyafetlerin hatta her bir parçanın bir anlamı olduğunu, insanlara bir mesaj verdiğini kanıtlamak için New York’da bir otobüs terminali ve bir metro istasyonu civarında minik bir deneme yapmış. Bu deneme esnasında yazar insanlara yaklaşıp, son derece utandığını ama cüzdanını evde unuttuğunu, çok zor durumda kaldığını ve eve gitmek için 75 Cent’e ihtiyacı olduğunu söylemiş. Bunu günün en kalabalık zamanında iki saat boyunca yapmış. İlk saatte bir takım elbise giymiş ama kravat takmamış. İkinci saatte aynı takım elbiseye bir kravat eklemiş. İlk saatte 7,23$, ikinci saatte ise 26$ toplamış. Hatta ikinci saatte bir adam ona gazete alması için para bile vermiş. Malloy’un vardığı sonuç:”Kravat sorumluluk sahibi olmanın ve saygınlığın bir sembolü. Başka insanlara sizin kim olduğunuz hakkında, itibarınızı azaltan ya da arttıran mesajlar veriyor.” Yaptığı pek çok çalışmanın sonucunda yazar, kıyafetlerin insanlar üzerinde yarattığı etkilerin, verdiği mesajların gerek iş hayatında gerekse sosyal hayatta başarı için kaçınılmaz olduğuna karar vermiş. Kıyafetlerin dilini bilir, onları dinlersek bizler de başarıya doğru bir adım atmış oluruz, ne dersiniz?
Giysilerimiz çevremizdekilere neler söyler?
Giysilerimiz çevremizdekilerin bize baktığında ilk gördüğü iletişim aracıdır. İnsanlar ne giydiğimize bakarak bizler hakkında pek çok konuda yargıya varırlar. Kıyafetlerimizin kişiliğimizin bir yansıması olduğunu düşünürler. Aslında bütün bunlar tabii ki bilinçli yaşanan bir süreç değildir. Tamamen geçmiş bilgi ve deneyimler doğrultusunda oluşmuş kalıplaşmış örnekler (stereotype), düşünce kalıpları yönlendirir kişileri. Kıyafetlerimiz temelde 3 konuda iletişim kurar ve karşımızdakilere bilgi verir. Değerlerimiz, o anki sosyal kimliğimiz ve statümüz. Bazen bir iş kadının eteğinin boyuna bakarak onun değer yargılarıyla, düşünceleriyle hayata bakış açısıyla ilgili bir yargıya varırız… Bazen de son derece muhafazakar giyinmiş bir genç kızın. Sonra o kişinin kıyafetine bir daha bakar ve onun bir anne, bir iş kadını, bir öğrenci olup olmadığına karar veririz. En sonunda da sosyal hayatta ve iş hayatında nereye kadar ilerlemiş olduğunu tahmin ederiz. Bir kot, beyaz askılı bir tişört ve beyaz spor ayakkabılar giymiş, saçlarını at kuyruğu yapmış bir genç hanımı örnek olarak inceleyelim. Öncelikle rahatına düşkün, çok muhafazakar olmayan biri olduğunu düşünürüz. Çalışmadığı konusunda tereddüt etmeyiz. Yaşına göre ya ev hanımı ya da öğrenci olduğunu tahmin ederiz.
İşe giderken böyle giyinilmez ki!
Bazen karşıdan gelen kişinin kıyafetinin ütüsünün olmadığını farkeder, kırışıklıklara bakıp karşımızdakinin kıyafetleri ile :”Ben detaylara takılmam. Pek bir şeye önem vermem. Kıyafetlerime, işime ve hatta geleceğime…” diye bağırdığını duyarız. Bazen baştan aşağı her yeri tasarımcı logolarıyla dolu birini görürsünüz. O giysiler size; sahibinin kendisine pek güveni olmadığını, bu pahalı markaların bu kadar görünür olması sayesinde karşısındakiler üzerinde bir üstünlük kurmak istediğini fısıldar. Ya da karşınızdaki kişi parlak, göz alıcı bir kravatla iş toplantısına gelmiştir. Onu takan kişi farkına varmasa bile, kravatı toplantıdakilere “Dikkate ihtiyacım var!” diye seslenir. “Bana da bakın, beni de dikkate alın…”
Rengin etkisini de unutmayalım…
Kıyafetlerimizin istediğimiz şekilde konuşmasını istiyorsak, sadece tarzımıza değil, o kıyafetlerin renklerine de dikkat etmemiz gerekiyor. İki iş kadını düşünün. Her ikisi aynı sektörde ve üst düzey yönetici. Her ikisi de aynı takım elbiseyi giymiş. Ancak farklı renklerde. Düşünün ki, biri siyah, diğeri bordo birbirinin aynısı iki takım… Bu kıyafetlerden biri klasik ve güvenilir olduğunu söylerken diğeri kendisini giyen kişinin dikkati çekmeyi, farklı olmayı ne kadar çok sevdiğini haykırır. Renk seçimlerimiz de bizlerin kişiliğinin göstergesidir unutmayalım. Bazen otoriteyi, bazen güveni, bazen de enerjiyi anlatırlar. Biz farkında olmasak da ruh halimizi, içinde yetiştiğimiz kültürü ve içinde bulunduğumuz sektörü hatta bazen mesleğimizi iletirler çevredekilere…
Sektörler, meslekler ve giyim tarzı…
Bazı sektörler, bazı meslekler kuralları temel alır. O işi yapıyorsanız, o sektörde çalışıyorsanız, kurallara uyduğunuz sürece, onları uyguladığınız sürece başarılı olursunuz. Avukatları ele alalım. Eğer sizin için ya da şirketiniz için önemli bir dava söz konusuysa kuralları en iyi bilen, onları tanıyan, risk almayacak ve güvenilir birisini istersiniz muhtemelen. Kapınızı çalıp son derece yaratıcı olduğunu söyleyen, her bir davasında farklı teknikler uygulayan bir avukat korkutmaz mı sizi? Ya da bir tasarımcıyı düşünelim… Sizin için başkalarından farklı birşeyler yapmasını istersiniz, değil mi? Farklı, yaratıcı bir insana ihtiyacınız vardır. Tabii o insanı ilk gördüğünüz zaman alnında “Ben yaratıcıyım” yazmadığı için görünüşüne bakarsınız. Lacivert takım elbiselerini giymiş, beyaz gömleğine son derece klasik bir kravat takmış bir tasarımcıya bakıp düşünürsünüz muhtemelen. Yaptığı işteki yaratıcılığı neden kendisinde, kıyafetlerinde göremediğinizi merak etmez misiniz? Yanlış anlamayın. Uçuk kaçık kıyafetlerden bahsetmiyorum. Belki farklı bir ceket, biraz daha esnek ama yine de iş hayatına uygun bir kıyafet neden olmasın ki? Sizin içinde bulunduğunuz sektör nasıl bir sektör? Klasik mi? Nasıl mesajlar vermeniz gerekiyor? Ben güvenilirim… Ben otoriterim… Ben değişime açığım… Ben farklıyım… Hangisi sizin mesleğinizle, şirketinizin sektörü için vazgeçilmez mesaj? Peki o mesajı vermek için hangi kıyafetleri giymek gerekiyor?
Önce ne istediğimize karar verelim…
Bazen farkına varmadan geçmişimizin bugünümüzü yönetmesine izin veririz. Belki geçmişte yaşadıklarımız, alışkanlıklarımız, duyduklarımız ya da gördüklerimiz bugün bizi sahip olduğumuz hayat tarzını yansıtmaktan alıkoyuyor. Oysa eğer ne olduğumuzu yansıtamıyor, sahip çıkamıyorsak husursuz ve sonunda da mutsuz oluruz. O halde ilk yapmamız gereken kim olduğumuzun, ne mesaj vermek istediğimizin farkına varmak… Sonra da bu mesajları kıyafetlerimizle nasıl vereceğimizi öğrenmek. Zor mu? Hayatta sizi başarıya götüren adımların hangisi kolay?
Kariyer Dergi Mayıs 2008
Japonlarla İş Görüşmelerine Başlarken
Japonlarla İş Görüşmelerine Başlarken
Etiketler: İş, İzakaya, Görüşme, Japonlarla iş görüşmesi, Kartvizit
Japonlarla görüşmeler kart değişimi ile başlamaktadır. Japonlarla görüşmelere gidilirken yeterli sayıda Japonca kartvizit ile gidilmesi yerinde olacaktır.
Birden fazla şirketin sahibi olunsa veya bazı yarı-resmi dernek veya kuruluşlarda da görev alınıyor olunsa dahi sadece tek bir ünvan içeren kartvizit verilmeli, bu kartvizit o toplantıya hangi sıfat ile katılınıyorsa onu içermelidir.
Eğilmeyi Abartmayın
Japon muhatapla el sıkışırken göz göze gelmekten kaçınılmalıdır. Eğilme hareketi saygı işareti olup, yabancılar sadece çok az eğilmeli, fazla abartmamalıdır. Eğilerek selam verirken eller yan tarafta tutulmalıdır.
Kendinizi tanıtırken adınızı, firmanızdaki görevinizi ve ortak tanıdığınız varsa o Japon işadamının adını söylemek gerekmektedir.
İlk Adı Kullanmayın
Japon muhatabınıza kesinlikle ilk adı ile hitap edilmemelidir. Japon muhatabı dinlerken ara ünlemler (hi, so desu gibi) kullanılmalı ve söylenilenin anlaşıldığı belirtilmelidir.
Japonlarla yapılacak iş görüşmeleri ve toplantılar öncesi özet not gönderilmesi faydalıdır. Böylece, ilgili tüm birimlerin haberdar edilmesi ve konu hakkında hazırlık yapmaları sağlanabilecektir.
Randevuya Gecikmeyin
Randevulara kesinlikle sadık kalınmalıdır.
Japonlarda genel olumlu karar için tüm uzmanların olumlu fikri gerekmektedir.
İzakaya’ya Gitmek Gerekebilir
Japonlar kararları “izakaya” (Japon meyhanesi) sohbeti esnasında muhataplarını tam anlamıyla tanıdıktan sonra almayı tercih etmektedir.
Son Söz
Japonlar ile iş yapmanın temeli, Japon gibi düşünmeyi ve davranmayı öğrenmekten geçmektedir.
Kaynak: Japon Dış Ticaret Teşkilatı
Sen bir CV’den daha fazlasıysan, neden göstermiyorsun?
Sen bir CV’den daha fazlasıysan, neden göstermiyorsun?
“Sen bir CV’den fazlasısın”…
Mottomuz bu…
Peki, “Sen bir CV’yi doğru düzgün yazabiliyor musun?”
Sorumuz ve sorunumuz da bu…
Bir televizyon kanalında yayınlanan yarışma programında jüri üyeliği yapıyorum. Yarışmada bir şirketin eleman ilanına başvuran 10 genç arasından seçim yapıyoruz. Seçilen genç, program sonunda sözleşme imzalıyor ve ertesi gün işe başlıyor.
Bu 10 genç yüzlerce CV arasından elenerek seçiliyor. CV’ler tek tek inceleniyor.
Malum, haksızlık olmaması, en iyilerin aranıp bulunması lazım.
CV’lere bakıyorum.
Tekrar ve tekrar bakıyorum.
Bildik hataları görmek artık canımı sıkmıyor, resmen acıtıyor.
Her türlü bilginin ulu orta olduğu, saklanamadığı, herkesin malı olduğu bir ortamda yaşıyoruz. Gir arama motorunun birine istediğin bilgiye ulaş değil mi? Üstelik bu fırsat dünden beri değil, 10 yılı aşkın süredir var.
Yerli yabancı yüzlerce insan kaynakları, kariyer, kişisel gelişim sitesi hazırda bekliyor.
Üniversitelerin ve hatta liselerin web sitelerinde “CV yazma, iş arama üzerine” sayfaları bulunuyor.
CV yazma üzerine yazılmış binlerce makale var.
Keza pek çok şirket de web sitesinde kariyer mevzularına yer veriyor.
Yani kariyer, kişisel gelişim, CV yazma üzerine ne ararsanız “en aleni, kör gözüne parmak” şeklinde var.
Buna rağmen neden doğru yazılmış CV’ler yok!
Ya da çok az var…
Elbette hepimiz bir CV’den daha fazlasıyız ama bunu yalnızca “biz” bilirsek bir değeri yok.
İş dünyası Türk filmi tadında kurallarla işlemiyor.
Kimse oturduğu yerde keşfedilmiyor.
Torpille işe girmek de “out” artık.
Kolay değil işi kapmak, hangi ortamda yaşıyorsunuz?
Bu kadar yoğun rekabetin olduğu, herkesin “inovasyon, buluşçuluk, yenilikçilik” diye bağırdığı, farklılığın arandığı ve dünyanın krizden kırıldığı bir ortamda, istihdamı torpile bağlamak, harakiri yapmak gibi bir şey…
Türk aile sisteminin getirdiği “tuzu kuruluk” hali de cabası.
Adaylarımız gayet rahat…
Arkalarında kapı gibi aileleri var.
20’li yaşları geçmişler ama hala kapı gibi anne – babaları var.
Yavruları iş bulana kadar onlara bakarlar değil mi ama?
Yeter ki çocuk şöyle “rahat” bir iş bulsun.
“Rahat”tan kasıt, 9-6 mesai, haftada 2 gün tatil, günde 2 saat mola, gözüne toz kaçınca işe gelmediğin, “bahanelere açık” bir “kurumsal yapı”… Ah keşke arada omuza masaj hizmeti de olsa… Maksat çocuk “rahat” etsin.
Ben, kriz haberlerine, uzun zamandır iş bulamayan “nitelikli ya niteliksiz” işsizlerin “acıklı” öykülerine rağmen işsizlik diye bir sorun olduğunu düşünmüyorum.
İstediğiniz şirkete şu soruyu sorun: İlanlarınıza, istediğiniz nitelikte adaylardan başvuru alabiliyor musunuz?
“Hayır” diyecekler…
Çünkü, aslında iş çok…
Ama, “Bir CV’den fazlası olduğunu göstermek için gayret eden aday yok.”
Yazar Mine Kılıç
İŞ GÖRÜŞMELERİNE HAZIRLIK EĞİTİMİ

İŞ GÖRÜŞMELERİNE HAZIRLIK EĞİTİMİ
Y. Doç. Dr. H. Canan Sümer
Kürşad Demirutku
ODTÜ
Psikoloji Bölümü
1999
İŞ GÖRÜŞMELERİNE HAZIRLIK EĞİTİMİ
Bu kitapçığın amacı, mezun olmuş ya da olmak üzere olan siz üniversitelilerin iş yaşantısına geçiş döneminde yardımcı olacak bazı bilgiler sunmak ve beceriler kazandırmaktır. İki bölümden oluşan bu kitapçığın İş Başvurusu Yapma başlıklı ilk bölümünde, işe başvurma süreci, özgeçmiş hazırlama ve niyet mektubu yazma üzerinde durulacaktır. İş Mülakatına Hazırlık bölümünde ise, mülakatın bir eleman seçme tekniği olarak seçme süreci içindeki yeri ve önemi tartışılacak ve başarılı bir iş görüşmesi yapabilmek için dikkat edilmesi gereken noktalar üzerinde durulacaktır.
İnanılmaz bir hızla artan rekabet ortamında, iş bulmak giderek daha zorlu bir “İŞ” olmakta. Özellikle bazı bölümlerin mezunlarına sunulan sınırlı sayıda iyi iş olanaklarını göz önüne alacak olursak, iş arama becerilerinin ne kadar önemli olduğu anlaşılacaktır. Bu nedenle de, iyi bir özgeçmiş hazırlama ve iş mülakatlarında istediğiniz düzeyde bir performans göstermenizde yardımcı olacak bazı bilgi ve becerileri kazanma, iş bulma şansınızı önemli ölçüde arttıracaktır.
İŞ BAŞVURUSU YAPMA
Şirketlerin eleman seçiminde kullandıkları süreci Şekil 1’de gösterildiği gibi özetlemek mümkündür. Bu süreç, sektörden sektöre, şirketten şirkete ve işten işe bazı değişiklikler gösterebilir ancak çok genel olarak seçme sürecinin bu şekilde gerçekleşmesi beklenebilir.
Şirketler, istihdam edilebilecek elemanların kendilerine başvuru yapabilmeleri için farklı yöntemler kullanabilirler. Yaygın olarak kullanılan bazı “eleman çekme” yöntemleri arasında gazete ve dergi ilanları, üniversitelerde yeni mezun avı, iş ve işci bulma kurumu ve kuruluşları, danışmanlık şirketleri, kendiliğinden başvurular ve tavsiye üzerine başvurular sayılabilir. Dolayısıyla, iş arama sürecinde olan kişiler de
ŞEKİL 1. Eleman Çekme, Seçme ve Yerleştirme Süreci
Gazete/Degi ilanları
Kendiliğinden başvurular
Tanıdık aracılığıyla başvurular
Üniversitelerde mezuniyet öncesi yapılan şirket tanıtımları
Danışmanlık şirketleri
aracılığıyla iş başvuruları yapabilirler. Bu başvuru yöntemlerinden hangisi daha etkilidir? Batı’da bu konuda yapılmış bazı çalışmalar olsa da bizim kültürümüz için bu sorunun henüz kesin bir cevabı bulunmamaktadır. Ancak iyi bir yol “mümkün olan her yolu denemek” olabilir.
Hangi yolu / yolları tercih ederseniz edin yapmanız gereken işlerin başında başvuru formu doldurmak gelmektedir. Asetatlar aracılığıyla bazı başvuru formu örneklerini gösterilecektir. Başvuru formlarını doldururken dikkat edilmesi gereken iki önemli nokta bulunmaktadır.
Formun temiz, özenli ve okunabilir bir el yazısıyla ya da daktilo ile doldurulması
Sunulan bilgilerin doğru ve mümkünse test edilebilen bilgiler olması
Özgeçmiş (resume/CV) hazırlanması
İyi bir özgeçmiş sizin kim olduğunuz, şimdiye kadar neler yaptığınız, ilgili ne tür tecrübeler edindiğiniz, ne bildiğiniz, ne yapmak istediğiniz ve bir işverene neler verebileceğiniz hakkında bilgi veren bir özettir. Tipik bir özgeçmiş, aşağıda yer alan konularla ilgili spesifik bilgileri içermelidir:
Kimlik bilgisi
Amaç
Eğitim geçmişi
İş tecrübesi
İşle ilgili beceriler
Boş zaman uğraşları, ilgiler, gönüllü faaliyetler
Referans olacak kişilere yönelik bilgi
Kimlik Bilgisi
Özgeçmiş kimlik bilgisiyle başlamalıdır. Bu bilgi, tam isminizi, şu an geçerli olan adresinizi ve telefon numaranızı, farklıysa sürekli olan adresinizi ve telefon numaranızı, varsa ve kullanıyorsanız e-posta adresinizi içermelidir. Posta adresinizin tam ve posta kodunu içeren bir şekilde yazılması, telefon numaranızın da alan koduyla birlikte verilmesi gerekmektedir.
Amaç
“Başvuru Amacı” ya da “Kariyer Amacı” gibi bir başlık tercihe bağlı olarak özgeçmişte yer alabilir. Eğer yer almasına karar verildiyse kimlik bilgisinden sonra yeralan bu başlık altında, varsa ünvanınız (petrol mühendisi, sosyal hizmetler uzmanı, vb.) ve başvurduğunuz/aradığınız işin veya pozisyonun özelliklerini belirten bir cümle yazılmalıdır (ör. “Araştırma ve tasarım ağırlıklı bir elektrik mühendisliği pozisyonunda çalışmak” ya da “Soyal hizmetler eğitimi bilgi ve becerilerimi yaşlılarla çalışacağım bir ortamda uygulama fırsatı”, vb.).
Bu bölümde kısaca, kariyer hedeflerinizi, aradığınız işin niteliklerini, eğitim geçmişinizi, ilgi alanlarınızı beceri ve yeteneklerinizi gözönünde bulundurarak başvuru amacınızı en kısa şekilde ifade edebilirsiniz.
Eğitim Geçmişi
En son elde edilen ya da edilmesi beklenen dereceden geriye doğru (ters kronolojik sırayla) elde edilen derecelerin belirtilmesi gerekmektedir. Derecenin kendisi (BS, BA, MS, MA, Ph.D., vb.), hangi alanda olduğu, alındığı/alınacağı tarih, ve hangi okuldan olduğu bilgileri yer almalıdır. Tercihe bağlı olarak, varsa çift anadal ya da yandal eğitimlerinin alındığı alanlar ve akademik ortalamalar da belirtilebilir.
Yeni mezunlar yine tercihe bağlı olarak mezun oldukları liseyi de belirtebilirler, ancak lise altı eğitime yönelik bilgiler talep edilmediği sürece gerekli değildir.
İş Tecrübesi
Yine en son yapılan tam zamanlı, yarı zamanlı, gönüllü ya da staj şeklindeki işten başlayarak, çalışılan işler ters kronolojik sırayla verilmelidir. Tercihe bağlı olarak staj ve gönüllü işler ayrı bir başlık altında da verilebilir. Burada, çalışılan pozisyonun adı (öğrenci asistanı, sekreter, stajyer, vb.), çalışılan tarihler, çalışılan kurumun adı ve o işte üstlenilen temel görev ve sorumluluklar belirtilmelidir. Görev ve sorumluklar öznesiz cümlelerle (“Müşteri veritabanın güncelleştirilmesi”; “Üyelik başvuruların alınması, kaydedilmesi ve sürece sokulması”; “Faks, fotokopi makinalarının kullanılması”, vb.) ifade edilmelidir.
İşle İlgili Beceriler
Sahip olduğunuz ve iş hayatında önemli olabileceğini düşündüğünüz teknik ve teknik olmayan becerileriniz bu başlık altında belirtilmelidir. Teknik beceriler, bilinen bilgisayar dillerini, kullanılan bilgisayar programlarını ve başvurulan işin gerektirdiği diğer bazı özel araç/gerecin kullanımını içerebilir. Anadil dışında bilinen diller bu bölümde yer alacağı gibi, birden fazla ikinci dil biliniyorsa bunlar ayrı bir başlık altında da verilebilir.
Teknik olmayan beceriler yine işle ilgili olan ya da başvurulan işte kişiye bir avantaj sağlayacak bilgi ve becerileri (takım çalışmasına yatkınlık, liderlik, yazılı iletişim becerileri, vb.) içerir. Başvurulan işler için önemli olduğu düşünülen bazı özelliklere yönelik geçmiş davranış/yaşantı örnekleri yararlı olabilir
(ör. Liderlik Yeteneği:
İletişim Topluluğu Başkanı, 1997-1999
İzci Liderliği, 1995-1999
Toplulukları arasında işbirliğinin artırılması için düzenlenen “Topluluklararası İletişim” faaliyetlerinin koordinatörü, 1998)
Boş Zaman Uğraşları, İlgiler, Gönüllü Faaliyetler
Birçok işveren aldığı elemanları sadece iş yapacak kişiler olarak değil, kurumun bir parçası olacak, onu temsil edecek kişiler olarak görür. Bu nedenle de, başvuru yapan kişilerin eğitim ve geçmiş iş tecrübeleri dışındaki ilgileri, uğraşları, ve faaliyetleri onları yakından ilgilendirir. Bu bölümde, üye olunan topluluklar, dernekler, diğer sivil toplum örgütleri yer alabileceği gibi, ilgi alanları, sportif ve kültürel faaliyetler hakkında da bilgi verilebilir.
Referanslar
Referans olacak kişilerin verilmesiyle ilgili değişik yollar izlenebilir. Birinci alternatif, bu başlık altında sadece “İstek üzerine sağlanabilir” cümlesinin yazılmasıdır. İkinci olarak, yine aynı şekilde “İstek üzerine sağlanabilir” cümlesini yazıp, referans verecek kişilerin isimleri, (varsa) ünvanları, iş adresleri, iş telefonları, (varsa) e-posta adresleri verilebilir (referans verecek kişilerden mutlaka önceden bu konuda izin alınması gerekmektedir). Diğer bir alternatif de referans mektuplarının özgeçmişle birlikte sunulmasıdır.
Yukarıda bahsedilen başlıkların dışında, isteğe bağlı olarak kazanılan bursların, ayrıcalıkların ve ödüllerin yer aldığı bir bölüm de yer alabilir.
* * *
Özgeçmişte yer alması beklenen bazı başlıklara (eğitim geçmişi ve iş tecrübesi) yönelik bilgiler doğrudan elde edilebilirken bazı başlıklarla (işle ilgili beceriler, uğraşlar ve ilgiler gibi) ilgili bilgileri oluşturmak daha zor olabilir.
Alıştırma 1
Başvurmayı planladığınız pozisyonlar için geçerli olabilecek, sahip olduğunuz en az iki teknik, iki teknik olmayan beceriyi ve iki ilgi ve/ya uğraş alanı belirleyiniz. Bu beceri ve ilgileri özgeçmişinizde yer almasını istediğiniz şekilde yazmaya çalışınız.
Teknik becerilerin derece ya da düzeylerinin belirtilmesi (ör. “Çok iyi düzeyde SPSS programı kullanma bilgi ve becerisi”, “Çok iyi düzeyde İngilizce yazabilme ve konuşabilme becerisi”, “Başlangıç düzeyinde Rusça”, vb.), teknik olmayan alanlarla ve ilgilerle ilgili olarak ise bu becerilerin ve ilgilerin göstergesi olabilecek yaşantısal örneklerin verilmesi yararlı olacaktır (ör. “Takım Çalışmasına Yatkınlık: Dağcılık Topluluğu Yönetim Kurulu üyesi olarak dogal afet anında ve sonrasında yapılabileceklerin önerisinin hazırlanması ve sunulması”, vb.).
Özgeçmiş Formatının Belirlenmesi
Sayfa 9-12’deki örneklerden de görülebileceği gibi, özgeçmiş hazırlamada tercihe bağlı olarak çok farklı formatlar kullanılabilir. Birçok yazılım programı da, özgeçmiş hazırlama konusunda hazır şablonlar sunmaktadır. Aslında, tek bir formatın en doğru format olduğunu söylemek mümkün değildir. Önemli olan, iş arama sürecinde kişinin şansını son derece etkileyebilecek bir araç olan özgeçmişin çekici, ilginç ve kolay okunur bir format seçilerek hazırlanmasıdır. Kısaca, kişiyi diğer başvuranlardan ayıran, özelliklerinin altını çizen ve göze hitab eden bir format tercih edilmelidir.
Bazı kişiler son derece çarpıcı, renkli ve dikkat çekici bir özgeçmişin adayın şansını çok arttırabileceği inancındadır. Bu tür formatların kullanılması grafik tasarımı ya da reklamcılık gibi yaratıcılık gerektiren bazı işlerin başvurusunda önemli bir rol oynayabilir. Ancak, unutulmaması gereken bir nokta birçok iş için en önemli olan şeyin özgeçmişin albenisinden çok içeriği olduğudur. Özgeçmişin kolay ve çabuk okunabilir olması çok daha önemlidir.
Özgeçmiş Hazırlarken Yapılması ve Yapılmaması Gerekenler
1. En büyük satış aracınızın özgeçmişiniz olduğunu unutmayınız. İyi bir özgeçmiş, kişinin en iyi özelliklerini vurgulayan aynı zamanda da görsel olarak ilgi çekici olan bir özgeçmiştir. Özgeçmişin elyazısı ya da daktilo yerine, bilgisayarda bir kelime işlemci program kullanılarak yazılması gerekmektedir. Bu dokümanın kişiyi temsil edeceği ve oluşturacağı ilk izlenime çok önemli bir katkısı olacağı unutulmamalıdır. Özgeçmişin yazım ve imla hatalarından tamamıyla arındırılmış olması gerekmektedir.
2. Yeni mezun olan kişiler için genellikle bir sayfaya sığdırılmış bir özgeçmiş tercih edilmelidir.
3. Yüzlerce kişinin aynı işe başvurduğu ve ortalama olarak her bir özgeçmişe
bir dakikadan fazla bir zamanın ayrılamayacağı bir durumda iş için dikkate alınma şansınızı arttırabilmek için göze hitab eden, kolay okunabilir bir formatı seçmek gerekmektedir. Başlıklar arası verilecek boşluklar, başlıkların koyulaştırılması, altının çizilmesi, BÜYÜK HARFLERLE YAZILMASI ve uygun bir şekilde hizalanması özgeçmişin çekiciliğini arttıran faktörler arasında sayılabilir.
4. Özgeçmişlerde “Ben … Ben …” denilmemelidir. Kısa ve öz olunmalı; öznesiz tanımlamalar yapılmalıdır (ör. “Veri tabanını güncelleştirdim” yerine “Veri tabanının güncelleştirilmesi”, vb.). Uzun ve gereksiz cümlelerden kaçınılmalıdır.
5. Özgeçmişin birinci kalite beyaz ya da beyazımsı (kirli beyaz, açık gri, açık krem) tonlarda bir kağıda, lazer ya da inkjet yazıcı ile basılmış olması gerekmektedir.
6. Özgeçmişin periyodik olarak güncelleştirilmesi (adres değişiklikleri, eklenen yeni tecrübeler, vb.). gerekmektedir.
Niyet Mektubu
İş başvuruları sırasında özgeçmiş formuyla birlikte verilebilecek bir diğer materyal de niyet mektubudur. Niyet mektubunu özgeçmişteki “Başvuru Amacı” başlığının açılımı olarak düşünmek mümkündür. İyi bir niyet mektubunda, başvuran kişinin amacı çok açık bir şekilde ifade edilmelidir. Kişi, söz konusu kuruma ve işe niçin başvurduğunu ve kendisinin bu iş için neden uygun olduğunu somut örneklerle anlatmalıdır. Bu aktarımda, özgeçmişte özet olarak geçilen, işle doğrudan ya da dolaylı olarak ilgili bilgilerin, becerilerin, geçmiş tecrübelerin ve ilgilerin ayrıntılı bir şekilde aktarılması gerekmektedir.
İŞ MÜLAKATINA HAZIRLIK
İş görüşmesi ya da mülakat en yaygın olarak kullanılan eleman seçimi tekniklerinden biridir. Tek başına ya da diğer seçme araçları ile birlikte kullanılan mülakat, bir çok kurum için vazgeçilmez bir eleman seçimi aracıdır. Mülakat oldukça pahalı, etkili olmayan ve geçerliği az olan bir yöntem olmasına karşın en yaygın olarak kullanılan eleman seçimi aracı durumundadır. Şekil 1’de de gösterildiği gibi mülakat, eleman seçiminde genellikle diğer araçlardan sonra son aşamada uygulanır. Bir çok kurum, diğer teknikleri, mülakatı destekleyen ek bilgi araçları olarak değerlendirir. Bazı araştırmacılara göre, iş performansını yordamadaki yetersizliğine karşın, eleman seçiminde mülakatın bu kadar önemli olmasının en önemli nedenleri, işverenlerin adaylarla yüz yüze görüşme ihtiyacı ve diğer seçme teknikleri ile ölçülemeyen bazı özelliklerin değerlendirilebilmesidir.
İş mülakatları çok değişik şekillerde gerçekleştirilebilir. Örneğin, mülakat tamamıyla serbest formda olabilir. Bu tür mülakatlar genellikle sohbet havasındadır; görüşmenin gidişine göre her adaya farklı sorular sorulur. Diğer yandan, mülakat tamamıyla yapılandırılmış olabilir. Bu tür görüşmelerde, adaylara sorulacak sorular önceden belirlenerek, herkese aynı sırada aynı sorular sorulur ve genellikle verilen cevaplar puanlanır. Mülakatları farklılaştıran diğer bir özellik de mülakatı gerçekleştiren kişi sayısıdır. Bazı görüşmeler tek bir kişi tarafından gerçekleştirilirken, bazı görüşmeler birkaç kişiden oluşan bir panel tarafından gerçekleştirilir. Mülakatta sorulan soruların içeriği de mülakatları tanımlayan bir özelliktir. Bazı mülakatlarda sorulan soruların büyük bir kısmı kişiyi daha çok tanımaya yönelikken, bazı mülakatlarda kişinin geçmiş tecrübe ve başarılarına yönelik sorular sorulur, bazılarında ise kişinin iş bilgisini ve başarılarını ölçmeyi hedefleyen sorular ağırlıktadır.
Özellikle yapılandırılmamış ya da standart olmayan mülakatlarda görüşmeyi yapan kurum elemanlarının bazı yanlılıkları gösterdikleri bilinmektedir. Bu yanlılıklardan iş başvurusu yapan adayları özellikle ilgilendirenler iki başlık altında ele alınabilir.
1. Olumsuz bilgiye gereğinden fazla ağırlık verilmesi - Bazı görüşmeciler adayla ilgili olumsuz bir bilgiye gereğinden fazla ağırlık vererek bunu adayın baştan reddedilmesi için bir gerekçe olarak kullanabilmektedir. Örneğin, görüşmeye zamanından daha geç gelen bir aday bazı değerlendiriciler için baştan şansını kaybetmiş bir aday olarak düşünülebilir.
2. Görsel bilgiler ve ilk izlenim etkisi - Çoğu işte, iş başarısı ile çok fazla bir ilişkisi olmasa da, adayların görüntüleri, sözel olmayan iletişimleri (giyim tarzları, kendilerini sunuş ve beden dilini kullanış biçimleri ve ne derece göz teması yaptıkları vb) ve bıraktıkları ilk izlenim mülakat performansının değerlendirilmesini önemli ölçüde etkileyebilir.
Mülakat Sırasında
1. Dakik olun. Asla geç kalmayın. Mülakat saatinden 10-15 dakika erken mülakat yerinde olacak şekilde (trafik koşullarını da göz önüne alarak) yola çıkın.
2. Olabildiğince bakımlı olun ve resmi giyinin.
Kadınlar: Etek-ceket ya da pantalon-ceket şeklinde bir takım iş görüşmeleri için uygun bir giysi seçimi olacaktır. Etek boyu ne çok uzun, ne çok kısa olmalıdır. Yine çok abartılı, dar, ve/ya iddialı kıyafetlerden kaçınılmalıdır. Kıyafet, abartılı olmayan sade ve zarif aksesuarlarla tamamlanabilir. Aynı şekilde saç ve makyaj abartıdan uzak olmalıdır. Özetle, sadelik, temizlik ve bakım mülakat öncesi benimsenmesi gereken ilkelerdir.
Erkekler: Koyu renk, ütülü bir takım elbise ve bu takımı tamamlayan fazla abartılı olmayan bir kravat uygun bir tercih olacaktır. Saç, sakal ve bıyık traşı olunmalı; temiz ve bakımlı bir görüntü sergilenmelidir.
Dış görünüşün yanı sıra, vücut bakımına özel hassasiyet göstermek yararlı olacaktır.
3. Görüşmeye alındığınızda sizinle görüşecek kişilerin elini güvenle sıkın. Güleryüzlü olmaya çalışın.
4. Hem konuşurken, hem de dinlerken göz teması kurun.
5. Rahat ve kendindenizden emin olduğunuz mesajını veren bir beden duruşu sergileyin. Kollarınızı ve bacaklarınızı kavuşturmayın. Sandalye ya da koltuğunuzda “emanet” oturuyor izlenimini vermekten kaçının. Arkanıza yaslanarak rahat etmeye çalışın.
6. İyi bir dinleyici olun. Aktif dinleyiciliğin gereği olarak, görüşme yapanın sözünü kesmeyin, dinlediğinize işaret eden sözel ve sözel olmayan mesajlar verin. Dinleme safhasında başka şeylerle ilgilenmeyin. Kalem, anahtar, toka, vb. eşyalarla oynamayın. Karşı tarafın onayını aldıktan sonra gerekli gördüğünüz noktaları/bilgileri not edin.
7. ASLA yalan söylemeyin. Kendinizi olduğunuzdan fazla ya da az göstermeyin. Gerçek olmayan bilgi eninde sonunda ortaya çıkacaktır.
8. Politika ve din gibi duygusal tepkilere neden olabilecek konulardan uzak durun.
9. Sorulan sorulara yeterli olacak kadar yanıtlar verin. Vermek istediğiniz bazı mesajlar olabilir, ancak o an ele alınan konular ya da size yöneltilen sorularla ilgili olmayan konulara girmek görüşmeciler üzerinde iyi bir izlenim bırakmanızı engelleyebilir. Bunun öbür ucunda ise sorulara çok kısa ve yetersiz cevaplar verme eğilimi yer alabilir.
İş Mülakatlarında Sıklıkla Sorulan Sorular
1. Neden bu kurumda çalışmak istiyorsunuz?
2. Hangi özelliklerinizin bu iş için uygun olduğunu düşünüyorsunuz?
3. Bundan beş yıl sonra kendinizi nerede, ne yapıyor olarak görüyorsunuz?
4. Bu işe niçin sizi alalım?
5. Neden mühendis/hekim/psikolog olmayı seçtiniz?
6. Neler sizi motive eder?
7. Neler sizin motivasyonunuzu kırar?
8. Önceki işinizden ayrılma nedeniniz neydi?
9. Kurumumuz hakkında ne biliyorsunuz?
10. En olumlu/güçlü yanlarınız nelerdir?
11. En olumsuz/zayıf yanlarınız nelerdir?
12. Takım çalışmasına yatkın bir insan mısınız?
13. İş hayatınızda karşılaştığınız en büyük problem neydi ve bununla nasıl başaçıktınız?
14. Seyahat etmekten hoşlanır mısınız?
15. Başka bir şehre taşınma konusunda ne düşünürsünüz?
16. Sizin için çalışma hayatında en önemli olan şeyler nedir?
17. Başlayıp da istediğiniz şekilde bitiremediğiniz işler olmuş mudur?
18. Kendinizi nasıl bir insan olarak tarif edersiniz?
19. Özgeçmişinizde ……… becerilerine sahip olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu becerileri sergileyebildiğiniz bir deneyiminizi bize aktarır mısınız?
20. Ne tür bir iş sizi motive eder?
21. Sizi en çok ne kızdırır?
Doğrudan Cevaplanmak İstenmeyen Sorularla Başetmek
Bazı iş görüşmelerinde adaylara cevaplamayı tercih etmeyecekleri özel yaşantıları, fikirleri ya da inançlarıyla ilgili bazı sorular yöneltilebilir. Bu sorular her ne kadar bir rahatsızlık kaynağı ise de sakin bir şekilde ele alınmalı ve her iki tarafı rahatsız etmeyecek bir şekilde yanıtlanmalıdır. Temel ilke, yukarıda da belirtildiği gibi, gerçek olmayan bilgileri vermemek ya da yalan söylememektir. Ancak, görüşmecilerin ne kadar bilmesi isteniyorsa o kadar bilgi uygun bir dille verilmelidir. Örneğin, işle doğrudan ilgili olmadığını bildiğiniz halde size çocuk sahibi olmayı düşünüp düşünmediğiniz sorulabilir. Böylesine özel bir soru karşısında, örneğin şöyle bir cevap her iki tarafı da rahatlatabilir: “Tabii ki bu ileride istediğimiz birşey, ancak şu an bu konuyla ilgili kesin planlarımız yok.”
Adayların doğrudan cevaplamaktan kaçınacağı diğer bir konu da ne kadar ücret talep edeceklerinin sorulmasıdır. Bu konuda yeterince hazırlığı olmayan ya da tek bir rakam/aralık vermeyi tercih etmeyen bir kişi “Bu sektörde benzer şirketlerde aynı pozisyonda olan kişilerin ücretleri civarında, belki biraz üzerinde bir rakam olabilir” şeklinde bir cevap verebilir.
Mülakat Sırasında ve Sonrasında Adayın Sorabileceği Sorular
Görüşmeciler, sorularının bittiğini bir şekilde belli ettikten sonra aday, iş ve/ya şirketle ilgili sorularını görüşmecilere yöneltebilir. Bu sorular arasında,
1. Önerdiğiniz pozisyon hakkında bana detaylı bilgi verebilir misiniz? Ne gibi görev ve sorumlulukları içermektedir?
2. Bana hem sosyal hem de fiziksel çalışma koşulları hakkında bilgi verebilir misiniz?
3. Bana kurumun çalışanlarına sunduğu imkanlar hakkında bilgi verebilir misiniz?
4. Kurumun çalışanlarına sunduğu kariyer planlama ve geliştirme aktiviteleri var mı?
vb. sayılabilir. Eğer kişinin işe alınması kesinleşti ise ve o ana kadar yapılan görüşmelerde hiç bir şekilde ücret konuşulmadı ise, kişi kurumun kendisine ne kadar ücret vereceğini de sormalıdır.
Alıştırma 2
Başvurduğunuz ve görüşmeye çağrıldığınız bir iş olduğunu düşünün. Mülakat sırasında “Neden bu iş için uygun olduğunuzu düşünüyorsunuz?” sorusuna etkili cevap verebilmek için bu işin gerektirdiği ve sizde olduğunu düşündüğünüz 3 özellik (beceri) seçin. Bu özellikler o işle ilgili teknik özellikler olabileceği gibi, Sayfa 20’de sunulan ve tanımları verilmiş olan genel/teknik olmayan özelliklerden de olabilir. Belirlediğiniz her bir özellik için geçmişte başarılı olduğunuzu gösteren, sunulan örnekte gösterildiği gibi, somut örnekler/tecrübeler yazın.
Örnek
Boyut: Takım çalışmasına yatkınlık - Takımın belirlediği hedeflere ulaşmak için üstüne düşeni yapma, takım üyeleri ile uyumlu bir şekilde çalışma, yardıma, iletişime ve işbirliğine açık olma.
Davranış Örneği: Ulusal Psikoloji Öğrencileri Kongresi’nde sunulmak üzere oldukça teknik bir konuda (meta-analiz) bir bildiri sunmak üzere beş kişilik bir arkadaş grubu olarak çalışmaya başladık. Her birimiz, meta-analizin farklı alanlarda kullanım teknikleri üzerinde yoğunlaştık. Daha sonra bir araya gelerek meta-analizini anlaşılır bir şekilde sunulacak bir sunuma dönüştürdük. Sonuçta bildirimiz çok ilgi ve takdirle karşılandı. Türk Psikoloji Bülteni’nde yayınlanması teklifini aldık.
Boyut 1:
Davranış:
Boyut 2:
Davranış:
Boyut 3:
Davranış:
Teknik Olmayan İş Boyutları/Özellikleri Örnekleri
Yüksek motivasyon: Bütün sorumlulukların, görevlerin zamanında ve yüksek kalite ile yerine getirilmesi için isteklilik gösterme ve bunu sürdürme.
Duyarlı olmak: Başkalarının (çalışma arkadaşları, astlar, üstler, müşteriler gibi) duygu, görüş ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak davranma.
Liderlik: Çalışanların performanslarını değerlendirme, yeni hedefler belirleme, belirlenen hedeflere yönlendirme, hedeflere ulaşma konusunda motive edebilme, ulaşılan/ulaşılamayan hedeflere yönelik geri bildirim verme.
Kalite yönelimi: İşlerin belirlenen standartların üstünde yapılmasını sağlama, yapılan işin daha etkili ve verimli hale gelebilmesi için yeni yolları/yöntemleri arama, önerme ve deneme.
Analitik yaklaşım: Karar verme ve problem çözmede, gerekli verileri toplayıp anlamlı örüntüler/sonuçlar çıkarabilmede sistematik yöntem kullanabilme.
Bağımsızlık: Gerektiğinde, birebir süpervizyona ihtiyaç duymadan, inisiyatif kullanarak gereken işleri yapma, problemlere yeni yaklaşımlar sunabilme.
İletişim: Niyet edilen sözel ve sözel olmayan mesajı iletebilme ve/ya alabilme.
Yaratıcılık: Yapılan işle ilgili alışılagelmişin dışında etkili yeni görüş ve yöntemler sunabilme.
Takım çalışması: Takımın belirlediği hedeflere ulaşmak için üstüne düşeni yapma, takım üyeleri ile uyumlu bir şekilde çalışma, yardıma, iletişime ve işbirliğine açık olma.
Verimlilik: İstenilen sonuçlara minimum kaynak ve zaman kullanımı ile ulaşabilme.
Çalışma ahlakı: Etkileşilen insanların haklarını koruma ve saygı gösterme, dürüstlük, mesleki standartları koruma.
Zamanlama: Üstlenilen işleri zamanında bitirme, iş bitirme tarihlerini dikkate alma, işler arasında öncelik belirleyebilme.
Yöneticilik: İstenilen hedeflere ulaşabilmek için kaynakların (insan, zaman, parasal, vb.) etkili kullanılması.
Sorgulayıcı yaklaşım: Karar vermeden ve harekete geçmeden önce, elde olan verilere farklı açılardan yaklaşıp, altta yatan varsayımları sorgulayabilme.
Bu dokümanın hazırlanmasında yararlanılan kaynaklar:
KSU Career Planning Center. Resume Guide.
Robert Schemel, Jr. tarafından hazırlanmış olan İş Arama Becerilerini Geliştirme Eğitimi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)